6 Nisan 2009 Pazartesi

Ilk gun

1 Nisan Çarşamba-yurttaki ilk gün

O kadar güzel başlayacaktım ki yazıya...O kadar mutluydum ki..
Yurtta aldığım haber -argo için kusura bakmayın- moralimin içine sıçtı!
Yurtta internet yok!
ya bu nasıl olur,bizim kıçıkırık yurtlarımızda bile odalarda wireless varken burdaki bir yurtta nasıl internet olmaz?Delireceğim.

İşin kötüsü burda yapılan her konuşma bana da girdiği için ve mesajlar bilmemkaç kontor olunca kontörüm bitti ve hiçkimseyi arayamıyorum!
Annemi arayıp istedim çünkü bir problemim vardı (aşağıda anlatacağım) onu çözmem için buddyme mesaj göndermem gerekiyordu.Annem kontör gönderdi ve problemi çözdük fakat bu sefer çağrı bile yapamıyorum!Annem babam arasa bile ulaşamazlar çünkü bende kontör yok!
Meraktan ölürler çünkü başka hiçbir yolları yok bana ulaşabilecek.
Yurt ormanın,bildiğin ormanın içinde.
Bisiklete binemiyorum ve ulaşım yoğun olarak bisikletle.
Başıma bir iş mi geldi,kafamı gözümü mü kırdım meraktan delirirler.

Dediğim gibi net de olmadığı için ulaşamıyorum delireceğim!!
Görevli biri diyeyim artık,onun odamın karşısında oturduğunu öğrendim.Kapısını çaldım dedim böyle böyle,acil biriyle konuşmam veya mesaj yazmam lazım.Kullanabileceğim telefon var mı?Evet ama kartlı dedi,e kartım yok..Neyse bir şekilde kouştuk anlaştık adamın odasındaki bilgisayarında onun MSNini kapatıp kendiminkini açtım.Annem online oldu şansıma,yazdım durum böyle böyle diye.En azından babama da haber verir,böylece ikisi de delirmez meraktan.

Bahsettiğim problemimi anlatayım kısaca.
Ben bisiklete iyi binemiyorum,hatta dürüst olmak gerekirse kötü biniyorum.Yıllardır da binmiyorum zaten,en son 8 yaşında mı 9 yaşında mı ne binmiştim.
Buna karşın kendime güveniyordum.Bir ayak aşağıda,birini pedala koy,hafif kendini it ileri,diğerini pedala koy çevir şeklinde teorik bilgim mevcuttu.Fakat ben böyle teorinin -yine kusura bakmayın sinirliyim zira- içine sıçayım!
İlk aldığım bisiklet büyük geldi,üstünde duramadım bile.
İkincisinin boyu tamam,hatta inanmazsınız ama kaldırıma çıkmadan önce 1 metre kadar gittim hatta kaldırıma çıktığımda bile üstünde durabildim.Fakat freni yok yaaa!Ben frenli bisiklete zor biniyorum anasını satayım...Hadi bir şekilde ayağımı koydum durdum diyelim,gideceğim yolda araba da geçiyor...Direksiyonu nereye kıracağımı ben bile bilmiyorum kırmadan önce,ben neyime güvenip arabaların yanında gideyim bisikletle?İkincisi yol orman yolu ve eğimli.Koy bisikleti kendi gitsin yani.Ben hayatta duramam orda,girerim ağacın birine!
Stefanie'ye mesaj attım.Dedim ben binemiyorum,nasıl gidebilirim okula?Otobüsle gidebilirmişim,artık öyle yapacağım.Yoksa kafamı gözümü kıracağım bu gidişle...

Gelelim diğer konulara...
2 gündür burdayım ve şu ana kadar gördüklerimden memnun kaldım.
Sokakta herkes İngilizce biliyor ve yardımseverler,kime ne sorsak anında detaylı şekilde yardım geldi hatta elimizde harita gören kadının biri kendiliğinden yardım edebilir miyim diye sordu.
Biz Türkler gerçekten her yerdeyiz!Kaç tane Türk'e rastladık hatta yol sorduk bilemezsiniz.
En son bugün Dam Meydanı'nda tek başıma dolanırken yanımdan geçen 2 adamdan biri diğerine,"şu kızın fotoğrafını çeksek mi?" dedi elimde makina olduğu için.Türkçe dedi :) Dönüp "yok teşekkürler sağolun" dedim.Adamın surat şok şok şok :) Biraz ilerlediğimde yanındakine "Türkçe söyledi..Türk'e hiç benzemiyor ama" dedi :)
Amsterdam'ın bir kısmını gezip gördükten sonra çok rahat bir şekilde diyebilirim ki güzel bir yer ve ulaşımı kolay..Hani şunu diyebilirim ki "evet ben Amsterdam'ı az çok biliyorum".Şehrin hemen her yerinde tramvay hatları var ve gideceğin yere nasıl gideceğini herhangi bir Hollandalı'ya sor öğren.Öyle bir memleket,öyle bir halk...Sevdim bu Hollandalıları..
Hatta genel anlamda cennet burası diyebilirim!İtalyanlara İspanyollara gerek kalmadı desem yeterli olur sanırım :)
Haftasonlarımı sanırım Amsterdam'da geçireceğim.
Dün Dam Meydanı'ı ve civarını gezdik,yaklaşık 3,5-4 saatlik bir yürüyüş yaptık.Bugün ise Artis Zoo'yu gezdik,ben tek başıma Madame Tussaud'yu gezdim.Tek başına,Madame Tussaud gibi bir yeri gezmek zor oluyor çünkü foto çekecek kimse yok."Affedersiniz,bir fotoğraf çekebilir misiniz?" demekten yoruldum valla :) Ama -yine- herkes çok yardımcıydı,"bu güzel oldu" deyip 2 farklı şekilde çekenler mi istersin,"karanlık oldu bir daha çekiyorum" diyenler mi,çektikten sonra "başka çekmemi ister misiniz" diyenler mi..Sevdim valla bu Hollandalıları..Bir de yurtta net olsa her şey süper olurdu.

Oda arkadaşımla tanıştım.
Macar bir kız,daha pek vakit geçiremedik.Ben yerleştikten sonra beni ortak odaya çağırdı.Onlar 9 Macar oldukları için devamlı beraber takılıyorlar.9 Macar,2 Romanyalı ve 1 Endonezyalı var.Bu arada benden başka bir Türk daha var,yine bizim okuldan.İyi oldu.
Macarlar hakkında pek bir şey söyleyemeceğim,evet knoştuk oturduk ettik ama çok kendi gruplarına dönükler.

Şu ulaşım sorununu da başarılı bir şekilde çözersem rahatlayacağım.

Hiç yorum yok: