20 Nisan 2009 Pazartesi

18 Nisan Cumartesi

18 Nisan Cumartesi

Bugün Amsterdam’daydıım :)
Bu gelişimde getireyim,haziranda ağırlık olmasın diye hediyelik alışverişlerimi yaptım.
Çok keyifli bir gün geçirdim.
Dün hava yağmurluydu,bugün de en azından kapalı olur derken öğleden sonra sıcak bile oldu :)

Amsterdam Centraal’de indikten sonra tramvaya gittim.Albert Cuypmarkt’a gidecektim.Tramvay sırasında önümdekilere doğru tramvay olup olmadığını ve ineceğim durağın adını sordum.Söylediler,bir süre bekledik tramvay gelmedi.Sonra içlerinden biri gitti,bir şeyler sordu.Başka yerden kalkacakmış tramvay.Beni de aldılar,beraber gittik biraz ileriye.Aynı tramvaya bindik,ineceğim yere gelince söylediler,sağolsunlar :)
Albert Cuypmarkt’a girdim.Uzuuun bir cadde,sağlı sollu dükkanlar var,tezgah açmışlar sokağa.Bizim pazarın +dükkan versiyonu yani…Ürünler de benzer aşağı yukarı..Kıyafet,yiyecek,peynir,iç çamaşırı,takı,saat vs..Ama bunların haricinde deniz ürünleri de var pazarda;balık,karides,ahtapot vb. Dijital ürünler var..
Hah bu arada..Babam kamera verdi yanıma ama kaset yok içinde..Bugün bulurum diye umdum,kamerayı yanıma aldım.Albert Cuypmarkt’ta dijital standlar bulunca dükkana daldım.Bana bu kamera için kaset lazım diye.Bizde yok,şu caddeye çık ilerde bulursun dediler.Tamam dedim,çıktım (bütün bu diyaloglar İngilizce tabii), yürüdüm bir süre ama göremedim bir yer.Bir baktım ilerde lokanta,üstünde tabela “Gaziantep”.İçeri girdim,kolay gelsin dedim Türkçe.Sağol dediler.Dedim böyle böyle,nerde bulurum kaset..Düz git,birkaç dükkan sonra fotoğrafçı var dediler.Sağolun,kolay gelsin dedim çıktım.Usta lahmacun yapıyordu bu arada..Güldüm sonra :)
Kasedi aldıktan sonra kayıt yaparak pazara girdim…
Dün yazmıştım “her şey varmış,bakalım hayvan ürünü var mı” diye,itiraf edeyim ki alaycı bir şekilde..Ve..Evet efem! Bir petshop da vardı :D
Girdim bakındım…Köpekler için frizbi vardı,üst ve alt tarafında,tam ortada uçuş dengesini bozmayacak şekilde çıkıntı var,böylece yere düşünce köpek iki saat uğraşmıyor almak için;bir tarafı biraz havada kalıyor.Normalde bilirsiniz beni,bu tip ürünlere “sosyetik” derim genelde,ama bu hem çok pratik (çünkü Lex seviyor frizbiyi ve almak için iki saat uğraşıyor,ya zor alıyor ya biz gidip alıyoruz) hem de çok ucuz! 2 euro…Aldım bir tane.
Pazarda gezindim..Kayra’ya terlik aldım :)
Çok şirin amaa :) Tahta Hollanda ayakkabısı şeklinde,üstünde Holland yazıyor,siyah-beyaz inek desenli ve Holland yazısının altında inek resmi var :) Tam ayakkabı deseninde olan veya kraliyet armalı olan vardı ama Kayra onu anlamaz,inek sevimli gelir ona.En büyük hediyeyi de Kayra’ya aldım zaten..



Sonra yine tramvayla Bloemenmarkt’a gittim,çiçek pazarı.

Aslında direkt oraya gitmedim.Şöyle ki:
Bloemenmarkt’a en yakın durak Muntplein.Orda indim,yürümeye başladım pazara.Bir yandan konuşup kamera kaydı yapıyorum.Tam etrafı çekiyordum adamın biri önümden geçti,kameraya baktı gülümsedi,ben de güldüm.Güldü,bana gelip bir şey söyledi.Kaydı durdurdum,excuse me dedim.Yo hablo Español? dedi, “si,solo un poco” dedim.(İspanyolca biliyor musun dedi,(hatta tam tercümesi,İspanyolca konuşuyor musun dedi)evet sadece biraz dedim).Ah tamam,nerelisiniz dedi.Türkiye dedim.Merhaba dedi Türkçe,merhaba dedim.Güle güle dedi,yine Türkçe.Güle güle dedim,sonra kamera kaydına devam ettim ama çok güldüm valla :)
Sonra girdim pazara…Bakındım,laleleri aldım.Kendime de sinek yiyen bitki aldım..Lisede sunum yapmıştım etçil bitkilerle ilgili,internet olmadığı için emin olamıyorum ama yanlış hatırlamıyorsam sinekkapanı idi adı.(Simdi baktim,evet dogru hatirlamisim)
Bundan sonraağğ yine tramvayla Dam Meydanı’na gittim.Yorulduğum için,diğer insanlar gibi basamaklara oturup dinlendim,bu arada kameraya çektim yine.Sonra bir hediyelik eşya dükkanına girdim,babamlar girmişti oraya,beğenmişlerdi.Bana da tavsiye etmişti git bak diye.
Oradan da alacaklarımı aldım.Tam Dam’ın içinden geçip durağa gidecektim ki basamaklarda oturan üç adamın konuşmasını duydum.Biri diğerine “boşuna çekme,pili bitireceksin” diyordu Türkçe.Güldüm geçtim,sonra kendi halim geldi aklıma,tek başımayken hep birilerinden istiyordum fotoğraf çekmesini veya grup olunca illa biri dışarıda kalıyordu.Döndüm yanlarına,Türkçe “sizi beraber çekmemi ister misiniz?” dedim.Bir an kaldılar sonra güldüler.Çok iyi olur sağolun dediler.Rica ederim dedim.Yardım her zaman geliyor valla dediler güldüm.Elimdeki poşetleri bıraktım,çektim.Siz iyice yerleşiyorsunuz sanırım buraya dedi biri,poşetleri gösterip.Yok dönüyorum,hediyelik alışverişi bu dedim.Aa var mı öyle güzel şeyler satan bir yer dediler.Benim alışveriş yaptığım dükkanın biraz ilerisindeydik.Bakın şurası var,güzel şeyler de var,bakabilirsiniz dedim.Sağolun dediler.İyi yolculuklar dediler,iyi tatiller dedim.
Amsterdam Centraal ordan Ede ve akabinde yurt olarak gezimi bitirdim.
Yurtta odamı,manzaramızı,common roomu falan çektim kameraya.
Valizimi yerleştirdim.Daha cumartesi ama aldıklarım etrafta yayıntı oluyor,zaten götüreceklerim de burada kullanmadıklarım,orda bırakıp döneceğim.Haftaiçi de dersler ödevler derken adam gibi uğraşamayabilirim diye yaptım bugünden.
Kendime tişört aldım.Çok sevdim,biraz giyip bakacağım.Eğer rahatsa ve kaliteliyse dönmeden bir tane daha alırım.

Özetle bugünüm çok keyifli geçti.
Bir kere yabancı bir şehirde tek başına gezmek çok güzel.Herkes de yardımcı olduğu için zorlanmıyorsunuz hiç..Çantamdaki haritayı veya kitapçığı bir kere çıkartmam gerekmedi,kime ne sorsam yanıtlıyorlar.
Amsterdam’da lahmacuncuya Türkçe adres soracağım aklıma gelmezdi…Ama burada o kadar çok Türk var ki..Dönerci özellikle..Bir tane berber var Ede’de,Türk.New York Pizza var,kendisi aynı zamanda Ede Wageningen’in coffee shopu,sahibi Türk.Ede merkezde Bizim Market varmış,ayrıca dönerci var.Yine Wageningen'de Kapadokya dönercisi var,adı Kapadokya.
Amsterdam’da yolda biriyle İspanyolca konuşacağım hiç aklıma gelmezdi.
Yolda Türkçe konuşan birini duyup onunla/onlarla Türkçe konuşmak artık çok abes gelmiyor.
Bir Türk dünyaya bedeldir :P
Biraz önce ortak odada research Project için bizim grupla “brainstorm” yaptık :) Hollandalılar çok planlı insanlar,bunu araştırmaya karar verdik.Nasıl planlıyorlar,uyabiliyorlar mı vs,diğer kültürlerde bu nasıl vs vs şeklinde..Hem ilginç bir konu hem akademik olmadığı için araştırmak kolay.
Yarın ormanda yürüyüş yapmayı ve oraları biraz kameraya almayı planlıyorum.
Şimdi biraz fotoğraf ekleyeceğim,bugün çekmediğim (daha önce çektiğim) fotolar da olacak :)

Artis Zoo'da canayakin penguenler :)


Madam Tussaud (pek cok resim var,birkac tane koyuyorum)






Dam Meydani




Kanallarin biri

Hiç yorum yok: