25 Nisan 2009 Cumartesi

24 Nisan Cuma






Ay ay..Türkiye'deyim şüküür :))

Sabah kalktım,giyindim.Valizi 2 kat indirdim..Zor oldu zira havaalanında öğrendiğime göre kendisi 29.4 kilo..
Ben akıllı biri olarak,valizin nasılsa tekerleği var,laptopı da üstüne koyar çeke çeke giderim,taksiye gerek yok dedim.
İyi halt ettim!
Kolum koptu,normalde 5-6 dakikada yürüdüğüm yolu 15 dakikada zor yürüdüm.Artık sinirimden ağlayacak hale geldim.Yürüyemiyorum valizi çekerek kollarım çok ağrıyor,önümde daha yol var,trene yetişmem lazım...Etrafta insan yok yardım isteyecek..Tanrım nolur bir araba,dedim,valla otostop yapacağım..
Sağolsun bir araba gönderdi,ciddiyim otostop yaptım! Hollanda'da otostop yaptım :D "Dedim taşıyabilirim sandım ama olmuyor,çok ağır,istasyona bırakabilir misiniz?" Sağolsun tamam dedi,bıraktı istasyona kadar...Tekrar teşekkürler!
İstasyonda zar zor yürüdüm,biletimi aldım.
Trene binerken yardım istedim valizi koymaları için :)
Trenden kendi başıma indim valizle boğuşarak.
Şu küçük taşıma arabalarından aldım,gittim check-in imi vs yaptırdım..30 kilo bagaj hakkım var,29.4 kilo çıktı valizim :D
Sonra oyalandım etrafta,free shopları gezdim,duty freeleri gezdim,burger kingde yemek yedim falan filan..
Hediyelik eşyacıları gezerken,raftan bir biblo bana baktı..Ama bayıldım anında :) Tek kalmıştı,dayanamadım,aldım..Çook şeker amaa :)

Bir de yiyecek marketini geziyordum,işte peynirler,kurabiyeler vs var..Arkamı döndüm bir baktım aşağıdaki kutu :) Üstünde yazan da anlamlı,anneme aldım onu da :)
("Thank you for looking after my dog" yazıyor :) )
Ellerim haşat olmuş valizi taşımaya çalışırken..Birkaç parmağımda kesikler var,eklem yerlerim halla kızarık..Parmaklarımın birkaç yerinde minik yaralar var :S

Neyyse :)
Uçağa bindim,kitap okuya okuya geldim.Tamam Hollanda'da bir sıkıntım yok anlaşma konusunda,herkes İngilizce biliyor ve bir şey sorunca yanıt veriyorlar ama Türkiye başka :D Yüzümde gülücükler,böyle bir "hayat sevince güzel,sevince tatlı günler" modunda sevgi kelebeğiyim :)
Annemlerle buluştuk,anneannemde yemek yedik..Bu gece dayımlar da gelecek (dün anneannemin hastanede işi vardı,küçük çocuklarla bir araya gelmesin demişler,o yüzden dayımlar gelemedi), yine yemekteyiz anneannemde..
Kızları çok özlemişim,onlar da beni çok özlemiş..Özellikle Lex...Apartmandan girerken sesimi duydular,havlamaya başladılar direkt..Lex gece boyunca nerdeyse yanımdan ayrılmadı :)
Öptüm hepinizii :)

Lex Hanım yeni aldığım kong oyuncağı ile :)

23 Nisan Perşembe

23 Nisan Perşembe


Bugün 2 tane excursionımız vardı,biri Ede'in yerel yönetimine,diğeri bir halkla ilişkiler ajansına.
Dony'yle beraber otobüsle gitmeye karar verdik,sabah çıktık otobüse bindik.Yolun sonunda hocadan telefon geldi,bizimle görüşecek olan kadın bugün gelemiyormuş,iptal olmuş.
Merkeze inmiş bulunmuştuk,dönmeyelim gezelim dedik.

Dony beni bir mağazaya soktu..Kendimden geçtim,en son Dony telefon açtı bana "Gizem ben dışardayım,işin bitiyor mu?" diye :)
Güzel şeyler var ve i-na-nıl-maz ucuzlarrrr!! Ikea'dan 2 sene önce 15 milyona aldığım 35 cmlik vazonun,70 cmliği burda 7 euro,yanı yaklaşık 15 milyon!!
Valize sığdırabilsem alacaktım bir tane :( Ama başka vazolar var öyle 1-2 euroya,alacağım..Güzel dekoratif eşyalar var,çerçeveler var,mumlar var,oyuncaklar var vs...Dağıldım resmen..
Sonra bir dükkanda bir "şey" gördüm.."Bunu alıp Itır'a yollamalıyım" dedim.Onu aldım,bakmaya devam ettim..O da ne,başka bir "şey" bana göz kırptı,"beni al Begüm'e gönder" diye.Kırmadım tabii,aldım,ikisini de verdim postaya.Önümüzdeki hafta ellerine ulaşır-Begüm'ünkünü umarım annesi açmaz :D ("Şey" diyorum çünkü Itır da Begüm de ne gönderdiğimi bilmiyor,sürpriz olsun istedim)


Sonra pr ajansına gittim falan filan.
Odaya geldim,valizi yerleştirdim,kalan şeyleri tıktım.Ama resmen tıktım,zor kapandı valiz.Yarın 2 kat nasıl indireceğimi merak ediyorum...Hadi indiririm iki elimle taşırsam da..İstasyona yürümem lazım..Elimde valiz,bir omzumda laptop çantası,bir omzumda kamera,sırt çantasına her şey sığmadığı için poşete koydum bir de o..Valiz tekerlekli gerçi,sürüyerek götüreceğim,laptopı da valizin üstüne koyacağım.Bakalım 10-15 dakikalık yolu ne kadarda yürüyeceğim :)
Amazon.de'nin Hollanda'ya kitap kargosu ücretsizmiş! Pek sevindim,hemen birkaç kitap buldum.İstanbul'dan gelmeden önce sipariş vereceğim ki buraya gelir gelmez ulaşsın elime..Aslında almayacaktım da,fiyatı uygundu,o yüzden mastifflerle ilgili bir kitap alacağım.Sonra 150 Activities for Bored Dogs var...Bir de The Healing Touch for Dogs veya Congratulations! It's a dog! kitapları arasında kararsızım...
The Healing Touch for Dogs köpekler için masaj ve benzeri fizik tedavi teknikleri içeren bir kitap..Yorumlardan birinde şu yazıyor aşağı yukarı (tam metin aklımda değil,hatırladığım kadarını çeviriyorum):

"Beagle'ım displazi ve arthritis yüzünden acı çekiyordu.İlaç kullanıyorduk
ama tamamen ağrısı kesmiyordu.Son çareyle bu tip kitaplara bakmaya başladım.Bu
kitapta yazanları yaptım ve şimdi köpeğim ağrı çekmiyor,enerji dolu
."

Bir de Veterinarian Advice on Hip Dysplasia diye bir kitap buldum,Itır kızdı bana,"senin köpeğinin hdsi kalmadı,alma" diye :)
Köpek eğitimi kitaplarına baktım,temel eğitimi anlatmışlar..Ulen yaşça küçük köpeğim 2 yaşına geldi zaten,bu saatten sonra ne temel itaat kitabı?Bir de İngilizce :)
Bugün saat geçmiyor.
Valla...
Artık yarının heyecanı var diye midir bilmiyorum ama çok ağır geçiyor bugün.. :)

21-22 Nisan

21-22 Nisan

Bu yazıyı Türkiye'den yollayacağım yuppiie :))
Son birkaç gündür nete giremediğim için yollamadım yazı.Yazacak çok şey de yok aslında.
Okulda hep İngilizce klavye kullandığımdan elim alıştı ona,kendi laptopımda da İngilizce karakterlerle yazıyorum sonra fark edip siliyorum :))

Tatile buraya gelmem çok iyi oldu.
Hem özlem gideriyorum,mola oldu benim için;hem herkesin planı vardı tatilde,çok sıkılırdım orda.

1 ayda İngilizce konuşmaya çok alıştım :S
Eğer bir şeye dalmış düşünüyorsam İngilizce düşünüyorum,daha doğrusu yarı İngilizce yarı Türkçe..Geçen gün bulaşık yıkarken şöyle düşünürken yakaladım kendimi:"This thursday miydi? Yok next thursdaydi."
Gelmeden 2 gece önce bütün rüyalarımı İngilizce gördüm..Arka Sokaklar dizisini gördüm mesela,dizi karakterleri İngilizce konuşuyordu :S
Aslında 1 ay çok uzun bir süre değil bu kadar alışmak için ama nerdeyse devamlı İngilizce konuşmam lazım.Okulda,dersler zaten İngilizce,oda arkadaşımla İngilizce konuşmam lazım,diğerleriyle de...Sadece Serkan'la hızlı hızlı konuşmamız gerekiyorsa,yalnızsak veya diğerlerinin anlamasını istemiyorsak Türkçe konuşuyoruz,yoksa diğerlerinin yanında onunla da İngilizce konuşuyoruz.
Bu mecburiyetten sanırım İngilizce düşünmeye başladım artık.Anahtarlarımı ararken "where are my keys?" diye düşünüyorum mesela.
Türkçe bazı kelimeler aklıma gelmiyor.Yani tabii ki "ııı siz nasıl diyor Türkçe?" kıvamında değilim ama bazen aklıma geç geliyor.
O açıdan Türkiye'ye dönmek iyi olacak :D
Pazar günü grip belirtileri göstermeye başladım.
Gözlerim doluyor,hapşırıyorum,burnum akıyor vs."Olamazzz" dedim tabii,tam İstanbul'a gelirken hasta olamam..
Beni bilen bilir,normalde yatağa düşene kadar ilaç kullanmam,o zaman da annemlerin zoruyla tylol hot ve/veya antihistaminik alırım,antibiyotik zar zor kullanırım.Hemen her hastalığımı mümkün olduğunca ilaçsız geçirmeye çalışırım.
Bu sefer tatilim mahvolmasın düşüncesi ile hemen tylol hot ve antihistaminik başladım,ertesi gün semptomlar geçti ama devam ediyorum.Yarın (perşembe) ilaçları keseceğim.
Dün grip semptomları geçmesine rağmen boğazım hafif ağrımaya başladı,birkaç bardak çay içtim.Çay bardağını göğsüme koydum sıcaklık olsun diye.Odada en ufak üşümemde bile üstüme eşofman üstü alıyorum.Normalde kar yağarken bile montunun önü açık gezen ben bugün rüzgar yiyorum diye önümü kapattım!
Ama ödülünü de alıyorum,çok şükür başlangıçta atlattım gibi.

20 Nisan 2009 Pazartesi

20 Nisan Pazartesi

20 Nisan pazartesi

Degisik bir sey yok.
Geldim okuldayim,yazilari ekledim.Bakacagim seylere bakiyorum.
Birkac saat sonra ders baslayacak.Sonra dersler bitecek yurda gidecegim.Yemek yiyecegim,yarina yazmam gereken assignmenti bitirecegim.. Kitap okurum,bilgisayarda oyun oynarim...Gun biter.
Sali gunu de okuldayim.
Carsamba tek ders var sabahtan,oda arkadasimla beraber gitmemeyi dusunuyoruz.
Persembe dedigim gibi sabahtan Ede'ye gidecegiz,ogleden sonra bosuz.

Oyle yani..Ekstra bir sey yok bu bugun :)

19 Nisan Pazar

19 Nisan Pazar

Sabah kalktım,biraz kitap okuduktan sonra kamerayı da alıp ormana gittim,yürüyüşe.
Kamerayı da alınca kendimi gezi programı sunuyormuş gibi hissediyorum,"sevgili izleyiciler","sıradaki durağımız","şimdi yürüyoruz" gibi anonslarım var arada :D
Çok eğleniyorum.
Ormanda yürüdükten sonra yurda gelip banyo yaptım sonra yemek hazırladım.

Bu arada ben "yemek" yapmayı özledim.Evet burda her gün kendime yiyecek bir şeyler yapıyorum ama adı üstünde,"yiyecek bir şeyler"...Ben mutfakta uzun uzun zaman geçirmeyi,onu kavurup bunu doğrayıp baharatını eklemek istiyorum,yaani yemek yapmayı istiyorum.Burda mutfağı ortak kullandığımız için kompleks yemekler yapamıyorum doğal olarak,eh mutfak imkanlarımızın da kısıtlı olduğunu düşünürsek..Ama aç kalmıyorum çok şükür,bifteğimden cordon bluema kadar yiyeceklerim var :)
Yarın aslında 11.25te başlıyor ders ama kendisi international journalism ve seçmeli.Eh benim gazetecilikle alakam olmadığı için seçmedim doğal olarak.O yüzden 13.30da başlayacak dersim,sabahtan gidip bloga bu yazıları ve fotoğrafları ekleyeceğim.
Perşembe excursion var,Ede'de bir yere gideceğiz,unuttum şimdi neresi olduğunu.İletişim birimlerini gezip sorumlularla konuşacağız vs.Öğleden sonram free.
Cuma da büyük gün zaten :)
Begüm ve Handan siyah laleleriniz hazır efem.İstanbul'a dönünce göndereceğim.
Begüm istediğin mamayı(!) henüz bulamadım ama dönene kadar bulup getireceğim :))
Bir an önce yarın olsun ki bunları ekleyeyim istiyorum.
Dün Amsterdam'da çoook eğlendim amaaa :))

18 Nisan Cumartesi

18 Nisan Cumartesi

Bugün Amsterdam’daydıım :)
Bu gelişimde getireyim,haziranda ağırlık olmasın diye hediyelik alışverişlerimi yaptım.
Çok keyifli bir gün geçirdim.
Dün hava yağmurluydu,bugün de en azından kapalı olur derken öğleden sonra sıcak bile oldu :)

Amsterdam Centraal’de indikten sonra tramvaya gittim.Albert Cuypmarkt’a gidecektim.Tramvay sırasında önümdekilere doğru tramvay olup olmadığını ve ineceğim durağın adını sordum.Söylediler,bir süre bekledik tramvay gelmedi.Sonra içlerinden biri gitti,bir şeyler sordu.Başka yerden kalkacakmış tramvay.Beni de aldılar,beraber gittik biraz ileriye.Aynı tramvaya bindik,ineceğim yere gelince söylediler,sağolsunlar :)
Albert Cuypmarkt’a girdim.Uzuuun bir cadde,sağlı sollu dükkanlar var,tezgah açmışlar sokağa.Bizim pazarın +dükkan versiyonu yani…Ürünler de benzer aşağı yukarı..Kıyafet,yiyecek,peynir,iç çamaşırı,takı,saat vs..Ama bunların haricinde deniz ürünleri de var pazarda;balık,karides,ahtapot vb. Dijital ürünler var..
Hah bu arada..Babam kamera verdi yanıma ama kaset yok içinde..Bugün bulurum diye umdum,kamerayı yanıma aldım.Albert Cuypmarkt’ta dijital standlar bulunca dükkana daldım.Bana bu kamera için kaset lazım diye.Bizde yok,şu caddeye çık ilerde bulursun dediler.Tamam dedim,çıktım (bütün bu diyaloglar İngilizce tabii), yürüdüm bir süre ama göremedim bir yer.Bir baktım ilerde lokanta,üstünde tabela “Gaziantep”.İçeri girdim,kolay gelsin dedim Türkçe.Sağol dediler.Dedim böyle böyle,nerde bulurum kaset..Düz git,birkaç dükkan sonra fotoğrafçı var dediler.Sağolun,kolay gelsin dedim çıktım.Usta lahmacun yapıyordu bu arada..Güldüm sonra :)
Kasedi aldıktan sonra kayıt yaparak pazara girdim…
Dün yazmıştım “her şey varmış,bakalım hayvan ürünü var mı” diye,itiraf edeyim ki alaycı bir şekilde..Ve..Evet efem! Bir petshop da vardı :D
Girdim bakındım…Köpekler için frizbi vardı,üst ve alt tarafında,tam ortada uçuş dengesini bozmayacak şekilde çıkıntı var,böylece yere düşünce köpek iki saat uğraşmıyor almak için;bir tarafı biraz havada kalıyor.Normalde bilirsiniz beni,bu tip ürünlere “sosyetik” derim genelde,ama bu hem çok pratik (çünkü Lex seviyor frizbiyi ve almak için iki saat uğraşıyor,ya zor alıyor ya biz gidip alıyoruz) hem de çok ucuz! 2 euro…Aldım bir tane.
Pazarda gezindim..Kayra’ya terlik aldım :)
Çok şirin amaa :) Tahta Hollanda ayakkabısı şeklinde,üstünde Holland yazıyor,siyah-beyaz inek desenli ve Holland yazısının altında inek resmi var :) Tam ayakkabı deseninde olan veya kraliyet armalı olan vardı ama Kayra onu anlamaz,inek sevimli gelir ona.En büyük hediyeyi de Kayra’ya aldım zaten..



Sonra yine tramvayla Bloemenmarkt’a gittim,çiçek pazarı.

Aslında direkt oraya gitmedim.Şöyle ki:
Bloemenmarkt’a en yakın durak Muntplein.Orda indim,yürümeye başladım pazara.Bir yandan konuşup kamera kaydı yapıyorum.Tam etrafı çekiyordum adamın biri önümden geçti,kameraya baktı gülümsedi,ben de güldüm.Güldü,bana gelip bir şey söyledi.Kaydı durdurdum,excuse me dedim.Yo hablo Español? dedi, “si,solo un poco” dedim.(İspanyolca biliyor musun dedi,(hatta tam tercümesi,İspanyolca konuşuyor musun dedi)evet sadece biraz dedim).Ah tamam,nerelisiniz dedi.Türkiye dedim.Merhaba dedi Türkçe,merhaba dedim.Güle güle dedi,yine Türkçe.Güle güle dedim,sonra kamera kaydına devam ettim ama çok güldüm valla :)
Sonra girdim pazara…Bakındım,laleleri aldım.Kendime de sinek yiyen bitki aldım..Lisede sunum yapmıştım etçil bitkilerle ilgili,internet olmadığı için emin olamıyorum ama yanlış hatırlamıyorsam sinekkapanı idi adı.(Simdi baktim,evet dogru hatirlamisim)
Bundan sonraağğ yine tramvayla Dam Meydanı’na gittim.Yorulduğum için,diğer insanlar gibi basamaklara oturup dinlendim,bu arada kameraya çektim yine.Sonra bir hediyelik eşya dükkanına girdim,babamlar girmişti oraya,beğenmişlerdi.Bana da tavsiye etmişti git bak diye.
Oradan da alacaklarımı aldım.Tam Dam’ın içinden geçip durağa gidecektim ki basamaklarda oturan üç adamın konuşmasını duydum.Biri diğerine “boşuna çekme,pili bitireceksin” diyordu Türkçe.Güldüm geçtim,sonra kendi halim geldi aklıma,tek başımayken hep birilerinden istiyordum fotoğraf çekmesini veya grup olunca illa biri dışarıda kalıyordu.Döndüm yanlarına,Türkçe “sizi beraber çekmemi ister misiniz?” dedim.Bir an kaldılar sonra güldüler.Çok iyi olur sağolun dediler.Rica ederim dedim.Yardım her zaman geliyor valla dediler güldüm.Elimdeki poşetleri bıraktım,çektim.Siz iyice yerleşiyorsunuz sanırım buraya dedi biri,poşetleri gösterip.Yok dönüyorum,hediyelik alışverişi bu dedim.Aa var mı öyle güzel şeyler satan bir yer dediler.Benim alışveriş yaptığım dükkanın biraz ilerisindeydik.Bakın şurası var,güzel şeyler de var,bakabilirsiniz dedim.Sağolun dediler.İyi yolculuklar dediler,iyi tatiller dedim.
Amsterdam Centraal ordan Ede ve akabinde yurt olarak gezimi bitirdim.
Yurtta odamı,manzaramızı,common roomu falan çektim kameraya.
Valizimi yerleştirdim.Daha cumartesi ama aldıklarım etrafta yayıntı oluyor,zaten götüreceklerim de burada kullanmadıklarım,orda bırakıp döneceğim.Haftaiçi de dersler ödevler derken adam gibi uğraşamayabilirim diye yaptım bugünden.
Kendime tişört aldım.Çok sevdim,biraz giyip bakacağım.Eğer rahatsa ve kaliteliyse dönmeden bir tane daha alırım.

Özetle bugünüm çok keyifli geçti.
Bir kere yabancı bir şehirde tek başına gezmek çok güzel.Herkes de yardımcı olduğu için zorlanmıyorsunuz hiç..Çantamdaki haritayı veya kitapçığı bir kere çıkartmam gerekmedi,kime ne sorsam yanıtlıyorlar.
Amsterdam’da lahmacuncuya Türkçe adres soracağım aklıma gelmezdi…Ama burada o kadar çok Türk var ki..Dönerci özellikle..Bir tane berber var Ede’de,Türk.New York Pizza var,kendisi aynı zamanda Ede Wageningen’in coffee shopu,sahibi Türk.Ede merkezde Bizim Market varmış,ayrıca dönerci var.Yine Wageningen'de Kapadokya dönercisi var,adı Kapadokya.
Amsterdam’da yolda biriyle İspanyolca konuşacağım hiç aklıma gelmezdi.
Yolda Türkçe konuşan birini duyup onunla/onlarla Türkçe konuşmak artık çok abes gelmiyor.
Bir Türk dünyaya bedeldir :P
Biraz önce ortak odada research Project için bizim grupla “brainstorm” yaptık :) Hollandalılar çok planlı insanlar,bunu araştırmaya karar verdik.Nasıl planlıyorlar,uyabiliyorlar mı vs,diğer kültürlerde bu nasıl vs vs şeklinde..Hem ilginç bir konu hem akademik olmadığı için araştırmak kolay.
Yarın ormanda yürüyüş yapmayı ve oraları biraz kameraya almayı planlıyorum.
Şimdi biraz fotoğraf ekleyeceğim,bugün çekmediğim (daha önce çektiğim) fotolar da olacak :)

Artis Zoo'da canayakin penguenler :)


Madam Tussaud (pek cok resim var,birkac tane koyuyorum)






Dam Meydani




Kanallarin biri

17 Nisan 2009 Cuma

15 Nisan Carsamba

15 Nisan Çarşamba

Bugün kayda değer bir şey yok.
Amaaa Leyna'nın doğumgünüü :) İyi ki doğdun güzel kızımmm :))
İki gündür ders işliyoruz ciddi anlamda :S Bugün sabahın 8.30undaydı ders.
Bu akşam bizimkiler yine toplanıp Premier'e gidecekler partiye,öncesinde de yurtta parti var.Yurttakine katılacaktım ama başım ağrıyor ve ağrı kesici aldım,içmek istemiyorum.Biraz daha geçmezse zaten yatarım.
Yarın da geçtikten sonraaa,cumartesi Amsterdam'a gideceğim.
Ufak tefek hediye alışverişi hesaabı :)
Begüm'le Handan'ın (efsunlu) laleleri var mesela :) Bütün lale siparişlerini Bloenmarkt'tan almayı düşünüyorum,kendisi büyük bir çiçek pazarı.
Onun dışında diğer hediyelikleri de almayı planlıyorum ki bu gelişimde getireyim,haziranda ağırlık olmasın.
Ah tabii siz bilmiyorsunuz :)
Ben 24 Nisan-5 Mayıs arası İstanbul'dayım.
Kraliçe'nin Günü,Bağımsızlık Günü derken toplam 10 günlük tatil var,bir gün de okulu ekiyorum..Etti size 11 gün :) Eh 10 gün ben burda napayım,zaten yurttakilerin bir kısmı gidecek,kalanların da ailesi ve arkadaşları gelecek..
Babamla konuştum tamam dedi ve biletlerimi aldı sağolsun.
Yaa Selo kalbim temizmiş gördün mü canım :)
Zaten kaç gündür Selin'le plan yapıyoruz,yok karaokeye gidelim yok ne zaman gidelim vs vs :D
Annem ve Ayşe'nin deyimiyle "çarşı iznine" geliyorum :D

15 Nisan 2009 Çarşamba

14 Nisan sali

14 Nisan Salı

Bugün şehir dışında bir yerde introduction meetingimiz vardı.Hollandalı öğrenciler ve bizim tanışmamız için…Büyük bir yer kiralamışlar,bir sürü masa&sandalye ve mutfakla..Bahçesi de var.
Sabah Mirella ve Stefanie arabayla yurda beni,Serkan’ı ve Dony’yi (Endonezyalı) aldılar,Serkan’ın buddylerinden biri de vardı yanlarında.
Önce markete gittik alışveriş yapmaya..Bugün yemekleri biz yaptık çünkü.Bizim ekip başlangıçları hazırladı,diğer ekip çorbayı,diğer ikisi ana yemekleri,ikisi tatlıyı vs şeklinde..Bazıları geleneksel yemek yaptı,bazıları normal ve pratik.Biz başlangıç için tabak hazırladık; peynir,salatalık,domates,sosis,salam tabağı.İlk bizimki verildiği için ve millet aç olduğu için iyi oldu :)
Arada derslere giriş yapıldı,ne nedir aşağı yukarı anlattılar.
İnsanın koordinatörlerinden ve aynı zamanda hocalarından biriyle elinde bir şişe birayla konuşması garip oluyor :)
Bu arada bir oyun oynadık.8 gruba böldüler bizi,5er kişilik.Her grup kendine bir kültür yarattı,iletişim tarzı,hayat tarzı,lider vs..Mini bir toplum yani..Sonra diğer grup gelip o grubun kültürünü tanımaya ve iletişim yolu bulmaya çalıştı vs. Çok eğlendik valla ne yalan söyleyeyim :) Bizim grup mesela vücut diliyle anlaşan bir kültürdü.
Çok keyifli bir gündü valla :)
Yurda geldiğimizde saat 22.30 civarıydı :)

And hello again!
Saat 01.15 şu anda…
Çünkü partimsi bir şeyimiz vardı :)
2 buddy,Macarların bir kısmı,Serkan ve bendeniz hep beraber oturduk,müzik dinledik,muhabbet ettik ve içtik.
Ben..hmm..önce sek ve fondip şeklinde bir Macar içkisi içtim,sonra 2 şişe bira içtim,sonra yine Macarlardan biri içerken bana da tattırdı-kola&şarap ikilisini tattım.
Macar içkisini –ki adını unuttum- verirken “yanında bir bardak su da al,arkasından içersin iyi olur” dedi veren arkadaş,gittim su aldım,sonra fondip yaptık,içtim,ee bunda bir şey yok ki diye düşündüm su içmedim.Suya gerek kalmadı dediğimde “sen Macar olmalısın” dedi bana..Ama valla bir şey yoktu ne bileyim :)
Keyifli geceydi,birbirinden eğlenceli pozlar verdik fotoğraf makinalarına…Toplu pozumuzu ekliyorum sadece :)
Şimdi yatıyorum..
Pek keyifli bir geceydi..Hollandaların böyle sıcak olması ve beraber iyi anlaşıp eğlenebilmemiz (gündüz de eğlenceliydi) gelecek günler için umut veriyor bana :)
Hadi iyi geceler cümleten :)

(Gece orda olup da fotoda olmayan birkac kisi daha var
Siyahli-beyazli olanla onun sagindaki Hollandali.)

13 Nisan Pazartesi

13 Nisan Pazartesi
Sabah 10.00da kalktıktan sonraaa :) bu sefer Gossip Girl'ün eski bölümlerini izledim.Bu arada powerpoint sunumunu dün hazırlamıştım,o yüzden bugün pek bir okul işim yok.
Yeterince Gossip Girl izledikten sonra yürüyüşe çıktım.Bugün de 2 saat yürüdüm.
Şimdi de Amsterdam planı yapıyorum cumartesi için,nereleri gezeyim diye.
Bu arada 2 gündür ormanda yaşadığım şeyi yazayım.
Dün ormana girdim,ana patikada yürüyorum.Karşıdan bir adam ve spanyeli geliyor.Köpek beni gördü,hızlandı yürüyüşü.Gülümsedim,daha da hızlandı (aramızdaki mesafe uzak bu arada).Güldüm artık onu öyle görünce,hayvan bir koşmaya başladı bana doğru :) Sanki uzun süredir görmediğim köpeğimmiş gibi...Dosdoğru koşup bacaklarıma sürtündü,ben de yere eğildim sevdim.Sahibi yanımıza gelene kadar sevdim,zıpladı etrafımda,sahibi gelince gittiler beraber.
Sonra bugün yine yürüyüş yapıyorum.Küçük bir dere var ormanın içinde,onun üstündeki köprüden karşıya geçtim.Bu dünkü köpekle sahibi de derenin kenarında oynuyorlar (yoldan dere kenarına hafif eğim var).Hayvan beni gördü şaşırdı,kafayı yan yatırıp bana baktı.Ben yine güldüm,yine bir koşu kopardı üstüme..Ağzında top yamaçtan yukarı koşup yanıma geldi,ben de artık biliyorum ya köpeği,yanıma gelmek üzereyken eğildim sevdim :) İlginçti ama ya..
Sonra...Yine bugün yürürken bir terrier kırması fırlayıp yanıma geldi,kokladı gitti.
Açık alanda yürürken yan tarafta sahipleriyle oynayan zannımca staff kırması yavru bana baktı,koştu yanıma üstüme zıpladı,oynadık biraz,gitti.
Çok komikler ve şirinlerrr :)

Şimdi Ali'nin verdiği bir filmi izliyorum,Venedik Komplosu.Konusunu bile bilmiyorum ama Ali'yle zevklerimiz ortaktır,ben de beğenirim muhtemelen.

12 Nisan pazar

12 Nisan Pazar
Sabah 10.30da kalktım,dün yazmış olduğum gibi.
1,5 saat kadar The Big Bang Theory'nin eski bölümlerini izledim.Sonra giyindim ormana yürüyüşe gittim.2 saat kadar non-stop yürüyüp yurda döndüm.Yemek yedim,sonra Dutch Culture sunumumuz için özet çıkardım.
Şöyle kii..Kitabın ve hocanın verdiği "reader" denen kitapçığın bölümleri sınıfta paylaştırıldı.Ben,Romanyalı kızların biri ve Macar erkeklerin biri aynı gruptayız.Kitapta 2 bölüm var,readerda 8 sayfa.Reader tamamen Hollanda tarihi.Konuları bölüştük,ben tarihi sevdiğim için tarih kısmını tamamen ben aldım.Onlar da kitaptaki 2 chapterı bölüştü.
Yürüyüş dönüşü oturup anlatacağım yerleri belirleyip özetledim.
Yarın powerpoint sunumu haline getireceğim,çarşamba günü de çeşitli fotoğraflar ekleyeceğim.
Böylece bunu da halletmiş oluyorum.
Ormanda yürümeye iyice alıştım artık.Çok da keyif alıyorum.
İstanbul'a dönünce kızları da alıp Aydos Ormanı'nda yürüyüş yapmak istiyorum.Blog sana söylüyorum,annem sen anla :))

Biraz önce annemle ve Selomla konuştuk.Çok iyi geldi valla :) Oohh :)) Babam zaten hemen her gün arıyor :)

11 Nisan cumartesi

11 Nisan Cumartesi
Dün gece Ton'lardaydık bildiğiniz üzre.
Oturduk konuştuk hep beraber,kızı gitar çaldı bir ara.Önce çay,ardından kola,sonra da şarap içtik.Gece Ton'un eşi bizi (beni ve Endonezyalı arkadaşı) yurda arabayla bıraktı,ötekiler bisikletle geldi.
Keyifli bir akşamdı.
Akşam otobüse binen 3 gencin yanında staff vardı!Sadece kayışlıydı,ağızlık bile yoktu,otobüse bindiler,ön taraftaki koltuklara oturdular..Çok şaşırdım valla :)
Bu sabah kalktım ödevleri yapmaya başladım.Sınav notuyla beraber ödevlerin de ortalamaya katıldığını öğrendim de :D

İyi haber :)
1 Haziran'da Arnhem'de Hollanda Kennel Club'ın yaptığı international bir dogshow olacak..FCI Group 2 (yani rottweiler,mastiff,açk vs) pazartesi yarışıyor.Fakat bizim sınavlarımız o gün başlıyor!
Gerçekten üzüldüm çünkü Arnhem benim kaldığım yere 10-15 dk uzaklıkta bir yer.
Fakaaat dün gece course book verdi Ton,hafta hafta işlenecek konular vs var veee...1 Haziran dini tatil!Yani okul dolayısıyla sınav yok..Çok sevindim,bu demektir ki bir aksilik olmazsa 1 Haziranda Arnhem'deyim :)

Bu arada uyku düzenim feci..
Şu anda saat gece 10a 20 var ve uykum geldi,sırf bu saatte uyumuş olmamak için oyalanıyorum.10-10.30 gibi yatarım.
Sabahları 9.30 gibi kalkıyorum,yapacak işim yoksa tekrar yatıyorum ama en geç 10.30da kalkmış oluyorum.
İyi oldu bu...

10 Nisan Cuma

10 Nisan Cuma
Bugün okula gittim nete girmeye.Ammaa kapı duvar!
Yarın Paskalya,Paskalya'nın bir gün öncesi cumaya denk geliyorsa "Good Friday" deniyormuş.O yüzden de okul kapalı :(
Tam okulun önünde köpek gezdiren bir kadın vardı.Yanına gittim,affedersiniz dedim.Köpek bana gelmeye çalışıyor ama kadın izin vermiyordu.Buralarda petshop var mı bildiğiniz,diye sordum.Bu arada ben köpeğe yaklaşınca kadın biraz saldı,elimi koklattım köpeğe.Bırakabilirsiniz,korkmam ben dedim.Yok üstünüze atlar dedi.Bende de 2 tane var,sorun değil dedim.Bıraktı,gerçekten üstüme atladı :)
Her neyse.
Tarif etti petshopu.Alışveriş merkezinin içinden geçince hemen solda.Gittim,biraz alışveriş yaptım-dayanamadım :) Top atmak için bir oyuncak var burda.Topu yuvaya koyup oyuncağı sapından tutuyorsun,kolunu ileri doğru hızlıca savurunca top fırlıyor.Evet çok lüzumlu bir şey değil ve Lex muhtemelen her seferinde anca iki-üç defa oynayabilir çünkü bazen gerçekten uzağa gidiyor top ama olsun.Ucuz da ondan aldım,çaktırmayın :P
Sonra alışveriş merkezindeki pastaneye uğrayıp 4lü donut aldım kendimi şımarttım.Yurda gelince de afiyetle yedim.
Bugün takribi 6-7 km yürüdüm :)
Dün duyuru asılmış ortak odaya yurt sorumlularımız tarafından.UPCden paket gelecekmiş artık ne zaman gelecekse,internet bağlanacak inşallah :)
Bu akşam Ton'a gidiyoruz şekerim :)
Birazdan banyoya gireceğim,yürüyüşte terledim :)
Muckss canlarım benim (amanin şımardım :P )

9 Nisan Persembe

Kızlarımı alıp yürüyüş yapmak istiyorum.Selo'ya telefon açıp "hadi karaokeye gidelim" demek istiyorum.Karideslerimi izlemek istiyorum.İnternet istiyorum.
Selo gelince karaokeye gidelim,gelebilecek herkese haber verelim.Ama haftaiçi yapalım yavruş,sakin olsun ortalık rahat söyleyelim.Veya haftasonu yapalım kalabalık olsun,burda henüz bulamadım birini orda bulayım hehe..(Ama ama ama o Nathan'a benzeyen tip gibi biri olsunn)..Ya da ikisini de yapalım anasını satayım.Püff..
Böyle işte ya..Sanki dönmeme az kalmış gibi planlar yapıyorum..Ama karaokeyi valla yapalım.

9 Nisan Perşembe

Bugün sabahın köründe kalkıp Rotterdam'a gittik.
Çöp toplama&geri dönüşüm şirketini gezdik çok lazımmış gibi,sonra şehir turu attık,information pointe gidip sunum izledik.
Çöp toplama şeysi ilginçti aslında.Bizi kapıda stajyer karşıladı..Ama çok hoşşş biriydi valla billa :) Sonradan diğer kızlarla konuştuk,onlar da pek beğenmiş :) Hatta kendisi turun en iyi olayıydı :)
Çöplerin nasıl toplandığını,nasıl biriktirilip yakıldığını ve nasıl geri dönüşüm yapıldığı izledik.
Sonra dediğim gibi şehir turu attık.
Rotterdam'ı pek sevmedim,çok modern ve çok ruhsuz,ne bileyim.Daha da Rotterdam'a gitmem :D
İnformation pointte yapılan Rotterdam sunumu,tarihi,mevcut projeleri,sorunları vs içimi baydı,uyuyordum nerdeyse,hiç bitmeyecek gibi geldi.
Sonra biraz daha yürüdük merkezde,hoca (başımızda hoca vardı,okul gezisi bu hihh) bize City Hall ve birkaç yeri gösterdi.
Tur bitiminde Serkan,ben,Endonezyalı arkadaş ve Macarların biri yurda döndük.Ötekiler de yavaş yavaş geliyor.
Bu turda Romanyalı kızlarla bayağı samimileştik,iyi kızlar aslında,özellikle birini daha çok sevdim.
Akşam Ede merkezde parti varmış.Macarların çoğu,Serkan,Endonezyalı ve ben gidiyoruz.Benim tabii bisiklet sorunum var :) Şöyle hallettik,bu Endonezyalı arkadaş kilolu ve bisiklete binmekten pek hazzetmiyor.Onunla beraber yürüyerek istasyona gideceğiz,otobüsle merkeze inip mekana gideceğiz.Dönüşte yine otobüsle istasyona gidip ordan taksiyle yurda döneceğiz.
Parti hakkında endişelerim var mı,açık konuşmak gerekirse biraz var çünkü aralarında uyuşturucu kullananlar var.Bu gece nasıl olur pek fikrim yok.Yani bir mekanda bildiğimiz dans ve içkili parti mi olur yoksa uyuşturucu kullanımı da olur mu (ki mümkündür) bilmiyorum.Eğer içime sinmezse dönebilirim.Ve eğer içime sinmezse bir daha gitmem,bu kadar basit.Ama nasıl olacağını bilmediğim bir şeyi baştan reddedersem haksızlık olur gibi geliyor.Bu gece göreceğim,duruma göre,zorlayan kimse yok,bir daha gitmem olur biter.
Yarın (cuma) okula gidip bunları bloga yazacağım ve internete gireceğim.(Tekrar okudum da sıralama yanlış olmuş..Önce nete girip sonra bloga yazacağım.Daat mantık hatası yapmışım :D )
Yarın akşam Ton'un evine gidiyoruz.Ton dediğim şahıs Erasmus koordinatörlerinden biri ve hocamız :)
Hadi bakalım.
21.30 gibi belki bazı Macarların buddyleri gelecek yurda,22.00-22.30 gibi de gidecekler partiye.Biz de 22.00 gibi çıkacağız.İnşallah her şey güzel gider.
Öpüldünüz

Not:Aşağıda bazı Rotterdam fotoları mevcut

Edit:
Kalbim temizmiş mi diyeyim,hayırlısı buymuş mu bilmiyorum ama partiye gitmiyorum.
Aslında direkt "aman ben gitmeyeyim" diye verdiğim bir karar değil.Şartlar gereği..Şöyle ki...
Saat 22.30.Bizimkiler hala common roomda oturup muhabbet ediyor.Şimdi kalkıp çıksak bizim merkeze varmamız 23.15i bulur.Son otobüs 00.10 gibi kalkıyor.Eh 1 saat için mi merkeze ineceğim?Değmez yani.
Onlara da söyledim.Dedim saat zaten 22.30,son otobüs 00.00da kalkıyor,değmeyecek.Siz gidin iyi eğlenceler.
Emin misin,hadi yaa falan dediler,evet dedim,zaten yorgunum da dedim.Tamam dediler.
Çok da istekli değildim dürüst olmak gerekirse.
Demek ki hayırlısı buymuş diyorum.Gitmemem gerekiyormuş.
Şimdi ayağımı uzatıp kitabımı okuyacağım.Bir de salamlı sandviç yapayım.Ya da çorba..Aamaan :)





Tam bunları yazdım kapım çaldı.Bizimkiler kapıda,Serkan'a sesleniyorlar "Gizem gerçekten gelmeyecek mi,ikna etmeye çalış" diye.Kapıyı açtım,eşofmanlarım üstümde,bakın dedim dinlenmeye tamamen hazırım :) Yok falan dedim,tamam sleep well dediler,drink well dedim cevaben :D
Serkn gitsin görsün bir nereye gidiyorlar..Önümüzde 3 ay var daha,çıkarız tekrar.








Yemegimi paylastigim marti



Sehir merkezinde bir cadde

8 Nisan 2009 Çarşamba

7. ve 8. gun

7 Nisan salı

Bugün okuldan nete girdim yine..Daha sonra istasyonun ordaki petshopa gittim,bahsetmiştim.Girmem gereken yerden girmediğim için yolu şaşırdım,sorarak buldum.Herkesin İngilizce konuşmasına hala şaşırıyorum,yol sorduklarım arasında 8 yaşlarında bir çocuk ve 60 yaşında bir teyze de vardı!
Petshopa gittim,yuppiee açıktı :)
Girdim dükkana,bir köpek dolandı ayaklarıma.Önce havlıyordu sonra ben konuşmaya başlayınca onunla sustu.Dükkanın sahibi amca geldi,dedim köpeklerim için oyuncak ve yiyecek bakıyorum.Gösterdi yerlerini,gitti yerine oturdu.Baktım bir süre,alacaklarımı aldım.
Birazdan fotoğrafını ekleyeceğim,neredeyse bir poşet şey aldım :)
Afiyet olsun kızlarıma.
Bir de Lex'e avucum kadar bir top aldım.

Yemek yedim,saatlerdir dizi izliyorum.Şimdi biraz kitap okuyup yatacağım,uykum düzene girdi burda.Gece 11 gibi devrilip sabahları 10.00 gibi kalkıyorum.Bazen 9-9.30 gibi uyandığım da oluyor ama dersim geç saatteyse tekrar yatıyorum.

8 Nisan carsamba

Sabah kalkip okula geldim,dersten sonra da nete girdim.
Cuma gunu hocalarimizdan biri aksam evine cagirdi bizi,yurttan bisikletle alacakmis.Ben binemiyorum diye konustum,cuma yurda gelince bakariz nasil yapacagimiza dedi.Bilmiyorum artik.

7 Nisan 2009 Salı

6. ve 7. gun

6 Nisan Pazartesi
Bugün sabah kalkıp erkenden okula gittim.Dersten 2 saat kadar önce.
Facebooka fotoğrafları yükledim,bloga yazıları ekledim;annem,Selin,Itır ve diğer arkadaşlarla konuştum..Özlemişim iyi oldu valla :)
Sonra önce Dutch Culture arkasından Communication Strategy vardı.Derslerden sonra Serkan'la istasyonun ordaki süpermarkete gittik.Mutfak alışverişi yaptım.Pizza,biftek,cordon blue,kaşarlı bir şey,sosis,salam,tost ekmeği vs aldım.Marketten yurda dönerken tesadüfen petshop buldum! :) Kapalıydı ama.Yarın okuldan sonra tekrar gideceğim.İnşallah yarın açık olur :) Şans işte,önünden geçtik :)
Yurda geldikten sonra yemek yaptım yedim,sonra pc başına oturdum assignment yazmak için ama yaklaşık 2 saattir toplam 4 cümle yazdım,müzik dinleyip oyun oynuyorum.Hiç içimden gelmiyor yazmak ayrıca uykum geldi ki saat daha 21.15
Yarın 9.30da kalkacağım için 22.00 gibi yatarım herhalde.
---
Bunlari yazdiktan sonra odevimi yazdim zar zor.Sonra dus aldim ve kitap okudum 11e kadar.Sonra yattim
Gece su icmeye kalktigimda sol elimin orta parmagi agriyordu ve bukemiyordum.Ustune yatmisimdir diye dusundum fakat sabah kalkinca dvam etti ve su anda hala devam ediyor.
Sanirim bir sekilde incittim.Bir sey tutarken veya bukerken veya sadece hareket ettirirken agriyor.
Yurda donunce bandajlayacagim,bakalim ise yarar belki.
Sabah yine 20-25 dk yuruyup okula geldim.Derslere girdim,arada boyle iste nete giriyorum.
Birazdan cikip istasyonun ordaki petshopa gidecegim,insallah acik bulurum.

Cuma gunu Amsterdam'a giderim diyordum ama cumartesi paskalyaymis,belki paskalya gunu gormek icin cumartesi giderim Amsterdam'a,bilmiyorum;pasa gonlum nasil isterse hihh :))

6 Nisan 2009 Pazartesi

5. gun

NOT:KRONOLOJIK SIRAYLA OKUMAK ICIN EN ALTTAN BASLAYIN :) INTERNET BULDUGUM ZAMAN EKLEDIGIM ICIN HEPSINI BIR ANDA EKLIYORUM :)

5 Nisan pazar

Sabah kalktım,bir süre kitap okudum.
Sonra (yine) yapacak işim yoktu,baktım hava çok güzel,hadi dedim bir okula kadar yürüyüp geleyim de yolu doğru mu hatırlıyorum göreyim.
Giyindim,yürümeye başladım.10 dakika kadar yürüdükten sonra doğru yolda mıyım emin olmak için birilerine sorayım dedim.Biraz ilerde ormana ana giriş kapısı gibi bir yer vardı,önünde arabalar park ediyordu ve kapıdan içeriye geniş bir yürüyüş yolu uzanıyordu.Tam o sırada adamın biri arabasını park etti.Seslenip okulun bu yolda olup olmadığını sordum,doğru yoldaymışım,devamını tarif etti.Arabadan köpeğini indirip ormana girdi.Nasılsa doğru yoldaymışım diye ben de okula gitmeyip ormana daldım.Etrafta bir sürü insan vardı,bisiklete binenler,yürüyenler,koşanlar,çocuklarını getirmiş olanlar ve köpekliler...
Hemen bütün köpekler serbest geziyor ve ilginçtir ki ne başka insana ne diğer köpeklere gidiyor.Yani tabii diğer köpeklerin yanına gidip koklaşanlar var ama bizdeki gibi diğer köpeklerle oynama durumu yok.Herkes sakin sakin köpeğiyle geziyor ve insanlar köpeklerin önünde yürüyor,köpekler zaman zaman arkada kalıp etrafı kokluyor veya çiş yapıp sahibinin yanına koşuyor.
Ben o köpekleri ve sahiplerini görünce kızlarımı ne kadar özlediğimi fark ettim ve gözlerim doldu yine.Bir süre gözlerim dolu dolu-dolayısıyla gözlerim kızarık gezdim.Sonra geniş bir açıklığa konmuş olan ahşap banka oturdum,annemi çaldırdım geri aradı.Ormandayım,herkes köpeğiyle geziyor,kızları çok özledim dedim ve ağlamaya başladım.Annem garibim ne diyeceğini şaşırdı telefonda,onu da üzmek istemiyordum,sonunda toparladım kendimi kapattık telefonu.Ama iyi geldi ağlamak,sonrasında bir sürü köpek görmeme rağmen gözlerim falan dolmadı,gayet rahattım.
Daha sonra ormanın girişinde yol sorduğum adamla köpeğini gördüm tekrar,sevebilir miyim dedim tabii dedi.Amanin köpek bir şebek çıktı :)) Av köpeği.1,5 yaşında.Yere diz çöktüm hayvanın bir patisi omzumdaydı resmen,yaladı çenemi falan.Adam çekti köpeği,yok sorun değil dedim,güldü,bıraktı tekrar.tekrar yaladı.Ülkemde iki köpeğim var,onları çok özledim dedim bir yandan köpeği severken.Hangi ülkeden geldin dedi,Türkiye dedim,tamam dedi.Burda mı yaşıyorsunuz diye sordum,evet dedi.Buralarda petshop var mı bildiğiniz dedim :)) Ayaküstü adama petshop sordum yuh bana ya :) Varmış ama şehir merkezinde değilmiş.Teşekkür ettim ayağa kaktım,gittiler.
Devam ettim yürüyüşe,anayolu gözden kaçırmayacak şekilde patikalara girdim çıktım,başka köpekleri sevdim.Bir sürü fotoğraf çektim ve rica edip kendi fotoğrafımı çektirdim.
Annemi çaldırdım yine,aradı geri.Neşeli bir sesle-çünkü öyleydim- tamam artık iyiyim,merak etme beni dedim.Tamam dedi.
Çıktım ormandan okula yürüdüm,okulun önünden döndüm yine ormana girdim yine yürüdüm yine köpek sevdim.
Bugün kesintisiz bir şekilde yaklaşık 4 saat (evet dört saat!) yürüdüm :) Bundan sonra da karar verdim boş günlerimde eğer yapacak işim yoksa yürüyüş yapacağım uzun uzun,onun dışında eğer derslerim öğlen saatlerindeyse erken çıkıp 20 dakika-yarım saat ormanda yürüyeceğim (yol üstü).Çok keyifli ormanda yürümek,kuş cıvıltıları eşliğinde,sessizlik içinde...
Yorulmuşum ama :) Geldim duş aldım,çorba içtim,şimdi bunu yazıyorum.
Yarın alışveriş yapmam lazım.Yani Ede merkeze inmem lazım.Püff...
Perşembe günü okul bizi Rotterdam'a götürüyor,orda bir şirketi ziyaret edecekmişiz,isteyen ziyaret sonrası dönebilirmiş,isteyen biraz daha kalıp şehri gezebilirmiş..Eh,Rotterdam ve Eindhoven zaten gezi programlarımda vardı,iyi oldu aradan çıkıyor.
Cuma günü de üşenmezsem Amsterdam'a gidip Anne Frank'in evini,doğal tarih müzesini,pazarı ve çiçek pazarını gezmeyi planlıyorum.
Türkiye'ye döndükten sonra sanırım en özleyeceğim şey orman olacak.
Aslında bugün yazı yazmam gerekiyordu communication strategy için :) Yarın artık :)
Akşam film izleyecekmişiz ortak odada beraber.

Daha sonra Erasmus koordinatorlerimizden biri geldi,tanisma toplantisi oldugunda yurtdisinda oldugu icin tanisamamisti bizimle,o yuzden yurda gelmis.
Tek tek tanisti bizimle.Herkesle konustu ama Istanbul ve Turkiye'yle ilgili guzel seyler soyledi.Istanbul'un dunyanin en guzel sehirlerinden biri oldugunu soyledi,daha bir kac sey.

Sonra 3 Macar,2 Turk ve 1 Endonezyali film izledik gece.

3. ve 4. gun

3 Nisan Cuma-4 Nisan Cumartesi


Cuma gününü atladım arada çünkü gece geç geldim odaya ve oda arkadaşım ile biraz konuşup yattık ardından.

Neden geç geldiğimi anlatacağım ama önce cuma gündüzü anlatayım.
Sabah 10.00da kombimizi tamir etmek için tamirci ve karşıdaki adam geldi ve uyandım.Ardından giyinip çıktım.Yurttan tren istasyonuna 12 dakikada yürüdüm.Amsterdam Centraal trenine binip Amsterdam'da babamlarla buluştum.
Önce gidip bankamatikte beraber denedik ve orda da çekemedim.Bunun üzerine babam bankacı bir tanıdığını aradı.Tanıdığı,sorunumla ilgileneceğini ve birkaç saat sonra aramamızı söyledi.Biz de o arada Amsterdam'da gezmeye devam ettik.Sosisli alıp kanal kenarındaki banklarda yedik :) Ben sırtımda sırt çantam,sırt çantamın kayışlarına takılı montum ile tipik bir turisttim :) Hava gerçekten pek güzeldi.
Sonra telefon geldi bankacıdan,karşılıklı konuşudu ve sorunum çözüldü.Denemek için bir miktar para çektim ve voila! Çekebildim.Bu sorunu hallettikten sonra babam da ben de rahatladık.
Daha sonra Amsterdam'da gezmeye devam ettik.Büyük bir yiyecek marketine girip bana biraz hazır yemek aldık yurtt kolay olsun diye..Hazır puding,çikolata,kraker,hazır çorba,(adını unuttum ve kalkıp bakmaya üşeniyorum) şu üstüne sıcak su koyunca şişen hazır makarna ve normal makarna aldık.Böylece yemek sorunumu birkaç gün için de olsa çözmüş oldum.(Baktım..Noodle)
Aa söylemeyi unuttum :D Tren istasyonunun karşısında Kapadokya adı ile Türk bir dönerci var :)
Neyse..
Yemekleri de aldıktan sonra babamların otele doğru yürüyüp bir yerlerde bira içelim,sonra da babamların eşyaları odaya bırakalım dedik ve yol üstünde bir coffee shopta oturduk.Ne istersiniz diye geldiklerinde bira dedik.Alkolümüz yok dediler.Peki dedik kalktık-derkeenn Ali Abi'nin (babamın arkadaşı) poşeti açıldı ve tadaaa bir şişe şarap coffee shopta oturan müşterilerin ayaklarının biraz ilersinde yere çarpıp kırıldı!! Masaların altı ve önü kırmızı şarap oldu komple!! Adam içerdeydi görmedi biz de hemen sıvıştık zaten ama komediydi."Alkol yok ha?Al sana alkol.Çaaat" gibi oldu :D :D
Sonra babamların otele gittik.Onlar eşyalarını bırakıp dışarda bira içmeye başladı,ben de otelden 10-15 dk internete girdim.
Sonraaağ babamla gündüz gözüyle Red Light District'e gittik.
Babamla istasyona gittik.Trenim kalkana kadar beraber bekledik,sonra vedalaştık ve ben yola çıktım trenle.Ede'ye geldiğimde güneş batmış ve karanlık çökmeye başlamıştı.Önümdeki takribi 15 dakikalık orman içi yürüyüşü gözüm yemedi ve taksiyle geldim yurda.

Aldıklarımı yerleştirdim,ortak odaya gittim yemek yapmak için.Serkan ordaydı,oturduk beraber.Sonra Macar gruptan biri geldi,buddylerin biri yurda geliyormuş,ona welcoming yapılacakmış,haberiniz olsun demeye gelmiş.Tamam dedik,biz zaten ortak odadaydık.22.00 gibi kimin olduğunu unuttuğum buddy ve onun arkadaşı geldi.Macarların 5i,biz 2 türk,1 Endonezyalı beraber oturup bir yandan konuşmaya bir yandan içmeye başladık.Daha sonra Romanyalı kızlar da geldi.
Gece sayabildiğim kadarıyla 2 şişe şampanya,3 şişe şarap,bir çok bira ve enerji içeceği içildi.
Bu arada bir yandan sessiz sinema oynamaya başladık.Romanyalı kızlar oynamadılar ve odalarına gittiler.
Bakın dikkatinizi çekiyorum,İngilizce olarak sessiz sinema oynadık!
Üstelik sadece film yoktu,soundtrack,şarkı,kişi veya yer de anlattık ve tahmin ettik.Özel isimler dahil!Düşünebiliyor musunuz??
Ama çok keyifliydi,herkes anlattı,anlatmaya çalıştı..Tahminler havada uçuştu,kahkahalar...
Saate bakmadım ama takribi 00.30-01.00 gibi buddy ve arkadaşı kalktık,biz kaldık.Aynen devam ettik oynamaya.El birliğiyle etrafı toparladık,sonra birer ikişer yatmaya gitti millet.Saat 02.15-02.30 gibi odada üç Macar ve ben kalmıştık.Macarların biri kartlarla,bozuk paralarla falan küçük sihirbazlık numaraları yapıyormuş,onları gösterdi bize.Odaya geldiğimizde saat 03.00ü bulmuştu.Bir süre oda arkadaşımla lafladık sonra uyuduk.
Gerçekten çok eğlenceli bir geceydi,özellikle İngilizce sessiz sinema oynayacağım hiç aklıma gelmezdi :)
Macarların dün gece bizimle olan grubu eğlenceli ve keyifli insanlar.
Bakalım inşallah bu şekilde gider.

Cumartesi sabah uyadım ve yapacak bir şeyim yok.
Hava yağmurlu değil ama kapalı ve keyifli değil.
Sıcak suyumuz geldi ve banyo yaptım,oh rahatladım valla :) Banyolu da olduğum için dışarı çıkmak istemiyorum.
Sabahtan beri birkaç kişiyi gördüm common roomda ama diğerleri napıyor bilmiyorum.Çoğunluk odasında sanırım.
Oda arkadaşımla bayağı konuştuk bugün,o da sıkılıyor.Birbirimize fotoğraflarımızı gösterdik,Leyna ve Lex'in daha fazla fotosunu görmek istediği için pcdeki fotoları da gösterdim.
Beraber The IT Crowd izledik,pek sevmedim o diziyi,soğuk geldi bana.
Şu anda dün bizimle olmayan üç Macar'la beraber oturuyoruz,onlar kendi aralarında konuşuyor ben Big Bang Theory'nin bazı bölümlerini tekrar izliyorum.
Dün gece ne kadar keyifliyse bu gün de o kadar sıkıcı!
Macarlar kendi kabuklarına çekildi yine,çoğunu çok az gördüm ortak odada,doğru düzgün konuşmadık bile...Sanki dün 3e kadar oturan biz değildik!Neyse...
Sıkıntıdan patladım.Big Bang Theory'nin sezonunu komple bitirdim,odaya geldim.Sandalyemi pencerenin önüne çektim,ayaklarımı yatağa uzattım,çay koydum (evet ben!),kitabımı okudum...Sonra kalktım dışarıyı izledim,kim geliyr kim gidiyor diye.
Köpekli bir kadın geldi,köpeği tasmasızdı ve hayvan kapının yanındaki alanda koşturuyordu.Bir anda aklıma kızlarım geldi ve gözlerim doldu,onları bu kadar özlediğimi fark etmemişim.Odadan çıkıp merdivenin başında bekledim gelmelerini,geldiklerinde sevmek için izin istedim,bir yandan köpeği severken bir yandan ülkemde benim de 2 köpeğim olduğunu anlattım ki deli sanmasınlar :)
Sonra oda arkadaşımla konuştuk,o da çok sıkıldığı için kendimizi ormana attık :) Yaklaşık 1 saat ormanda yürüyüş yaptık.Değişiklik oldu iyi oldu.
Geldim sıkılmaca devam.Hemen herkes odasına çekilmiş durumda,Macarlar sanırım 3 grup şeklindeler.
Acayip sıkıcı bir gündü.
Aa bu arada unuttum bak.
Dün akşam Amsterdam'dan geldiğimde yanımda babamların verdiği lokum vardı.Serkan common roomdaydı ona götürdüm biraz yesin diye.Sonra da kapısını çalıp şu benim karşıdaki adama ikram etmeyi düşündüm,ee insanlarla arayı iyi tutmak lazım :) Tam aklımda bu varken ve elimde lokum kutusuyla odama dönerken baktım benimki ve yanında bir Hollandalı daha onun odasının önündeler.Ben adamın yanına giderken öbür Hollandalı (kısaca" diğeri") yanından ayrılıp yürümeye başladı.Türk lokumu ister misiniz,diye sordum.Aldı bir tane,o sırada diğeri döndü baktı,siz de ister misiniz dedim.Geleneksel Türk misafirperverliğini gösterdim :D Ülkemi en iyi şekilde temsil ediyorum bakın :) Neyse ikisi de aldılar ve beğendiler,kutuda bir tane kalmıştı.Son bir tane daha var,isterseniz alın dedim,aldı yedi..Beğendi kendileri lokumumuzu :)
Şimdi saat 22.10 ve ben pcyi kapatıp yatıyorum...Çoook hareketli bir cumartesi,di mi?

2. gun

2 Nisan Perşembe-Yurttaki 2. gün

Sabah Stefanie diğer buddym Mirella ile birlikte geldi.Mirella çok şeker bir kız,onunla da iyi anlaştık,pek sevdim kendisini.

Okula otobüs olmadığını öğrendik.Bu nedenle sağolsun ikisi de benimle beraber yürüdü.Bisikletle yaklaşık 10 dakika,yürüyerek 20 dk.10 dakika için riske giremem valla,3 aylığına burdayım sağ salim döneyim.O yüzden sabah-akşam 20şer dakika yürüyüş beni bekliyor.Olsun,bisiklete bin(eme)mekten iyidir!Hem zorunlu spor olacak bana.

Sabah introduction meetingimiz vardı.Bütün Erasmus öğrencileri ve buddyleri toplandık,koordinatörler ve sorumlu hocalar geldi,kendilerini ve okudu tanıtırarak işleyişi anlattılar.Öğrenci kartlarımızı verdiler.Mirella'dan rica ettiğim üzere yurttaki internet işini sordu.Birkaç gün içinde bize yurtta internet sağlanacakmış.
Perşembe günü Rotterdam gezimiz var.

İlk dersimiz olan Dutch Language and Culture'a girdik,hoca konuları bölüştürdü.3erli gruplar olarak sunum yapacağız.Sınıftaki ülkeleri bölerek karma gruplar yaptı,benim grubumda Romanyalı bir kız ve Macar bir erkek var...
Sonra Communication Strategy başladı.Sabah erken kalktığım için bir de sıkıldığım için uykum geldi :) Onda da assignment var...1,maksimum 2 sayfalık bir yazı yazmamız lazım.
Ha bu arada meeting ve Dutch culture arasında okulu gezdirip bize okul restaurantında (öyle geçiyor) yemek ısmarladı yönetim :)
Serkan'la beraber gezip derslerde beraber oturduk.Herkesle İngilizce anlaşabilmemize karşın kendi dilini konuşmak ayrı...
Dutch Culture ve Communication Strategy arasında çok susadığım için Serkan'la kantine gittik..Okul büyük ve karmaşık,yol bulmak zor.Kantinde su,makinalarda satılıyor ve okul kartına yüklediğin parayla çekiliyor.E destur biz yeni geldik?!Orda bir kız buldum,öğrenci.Dedim ben Erasmus öğrencisiyim,bugün geldik okula.Su alacağım ama kartım boş,sen kartınla alsan ben sana versem parasını olur mu?Tabii ki dedi,aldı kartıyla suyu,ben ona verdim parasını.

Ders çıkışı Serkan,Mirella,Stefanie ve ben önce Wageningen'e gittik,bize ordaki yerel marketi gösterdiler (bir kere Stefanie'nin,devamında Mirella'nın bisikletinin arkasına oturarak gittim).Sonra Ede merkeze gittik.Banka kartımla hiçbir yerden para çekemediğimi fark ettim.Okulda da para harcamış olunca cebimde nakit olarak yaklaşık 20€ kaldığını fark ettim.
MediaMarkt'a gittik,kredi kartıyla Hollanda hattı aldım.Babamı aradım,onlar hala Amsterdam'da.Anlattım kısaca durumu,yarın Amsterdam'a gidiyorum.Yarın çözüyoruz bu durumu onunla.
Sonra yine Serkan,Mirella,Stefanie ve ben McDonalds'a gittik,yemek yedik.Yurda döndük.Mirella ve Stefanie bana hoşgeldin hediyesi almışlar,mahcup oldum ve sevindim.Gerçekten çok tatlı kızlar.Bugün bana hem okulda hem Ede'de çok çok yardımcı oldular.Onlar olmasa zorlanırdım.

Yurda geldikten sonra sırt çantama kimliklerimi,biber spreyimi,fotoğraf makinamı alarak ormana girdim.Yaklaşık 3-5 dakika yürüdüm içeri doğru fakat çok ıssızdı ve çok tedirgin oldum.Bu nedenle yurttan uzağa gitmedim.3-5 dklık yürüyüşle zaten bir açıklığa gelmiştim ormanın içinde.O yüzden orda fotoğraf çektim,zamanlayıcı sayesinde kendimi çektim ormanda ve etrafımı kollaya kollaya yurda döndüm.Bir daha yanımda biri olmadan ormana gitmem sanırım.Gerçekten orman ve çok ıssız.Zaten gece orman yoluna inmeyin diyorlar (merkezden yurda gelirken orman içinden gelmek lazım) çünkü hayvan olabiliyormuş,insan da olabiliyormuş.
Dönüşte alt kapıyı açarken arkamdan biri geldi,20-25 yaşlarında.Kapıyı tuttum,thank you dedi.Eyvallah baba dedim :P Demedim tabii,you're welcome dedim.Sonra ikinci kapıda geçtim (2 kapı var yurda girmek için),onu da tuttum (önde ben varım çünkü).Merdivenden beraber çıktık yukarı.Nerelisiniz dedim İngilizce,burda yaşıyorum dedi."Siz?" diye sordu.Turkey dedim.A Türk müsün dedi Türkçe.Pess dedim içimden."Evet,sen?" diye sordum.Ben İranlıyım ama burda yaşıyorum dedi.Erasmus öğrencisisin değil mi diye sordu,evet dedim.Türkçe'yi iyi konuşuyorsun dedim,İran Azerisiyim dedi.Bu arada benim kata gelmiştik (topu topu 2. kattayım bu arada).Oda numarasını söyledi,bir sorun olursa gel yardımcı olurum dedi.Durup dururken gitmem tabii odasına ama eğer bir sorun olursa hem Türkçe hem Hollandaca konuşan birinin üst katımda olması iyi oldu,yardım isterim.

Çoğu öğrenci kendini içkiye vermiş durumda :)
Common roomda çöpün etrafında boş şarap ve bira şişeleri var,1 de martini şişesi.Ben bile common roomda Endonezyalı arkadaşla otururken bir şişe birayı bitirdim.Bu yazıyı yazarken de bir yandan kraker kemirip bir yandan ikinci biramı içiyorum.
Ayağımda terliklerim (annemm iyi ki koymuşsun valize),üstüne eşofman üstüm,bir yanımda krakerim bir yanımda biram,bir yandan müzik açtım...Rahatım yerinde.Müziğe istediğim gibi eşlik ediyorum :)
Bu arada yazmış mıydım bilmiyorum ama sıcak suyumuz hala yok.Tek bizim odada böyle,kombide bir sorun var.Yarın bakacaklarmış.Bilgisayarını kullandıran adam sorumlu bu tip sorunlardan,kapısını çalıp ona sordum yine..Zannımca bir miktar da bira kokuyordum çünkü 2. şişeye başlamıştım :S

İngilizce konusuna gelince..
Her şeyi İngilizce hallediyoruz ama ben kendime şaşırıyorum.Çok çabuk adapte oldum İngilizce konuşmaya.Mirella ve Stefanie'yle bir İngilizce konuşuyorum bir konuşuyorum o kadar olur..Aferin bana valla...Communication Strategy'de not bile tuttum.Sanki anamın karnından İngilizce konuşarak doğdum.

Bugün de keyifli geçti.İngilizce konuşmaya bu kadar rahat alışacağımı sanmıyordum açıkçası ama aklıma gelen hemen her şeyi rahatça anlatabiliyorum.
Bugünlük de bu kadar efem.
İnternet bulduğum an bunları göndereceğim,o yüzden biraz birikti.Kusura bakmayın :)
Ah bu arada..Odamızda 3 kalorifer var.Önce odayı anlatmam lazım.
Kapıda girince hemen sağda tuvalet/banyo var.Kapıdan girip biraz gidince mutfak.Kapıdan girdikten sonra sağda ise,odanın iki ucunda birer yatak,ortada dolap,dolabın iki yanında 2 çalışma masası ve sandalye ile 4 raflı metal bir dolap var.Bu odanın yanında,duvarla ayrılmış küçük bir oda daha var,orda da 3. yatak var.Ben aslında orayı almıştım ama sadece valizlerim olduğu için nolduğunu anlayamamışlar ve oda arkadaşım orayı almış.Senin için sorun olur mu dedi.Tanışır tanışmaz hadi çık diyemeyeceğime göre hayır dedim.Ama 3. arkadaş gelmediği için ben de tek gibi kalıyorum ve benim olduğum yer daha ferah.Üstelik o odada kapalı dolap yok,sadece 4 raflı metal dolap var.Burdaki büyük kapalı dolaba tek başıma ben yerleştim.
Hah..Kaloriferlerin biri o küçük odada,ikisi benim olduğum odada.Benim başucumdaki devamlı açık,diğer yatağın ordakini odaya gelince açtım.İçersi sıcaklaşınca kapattım.Şimdi üstümde eşofman üstüyle gayet rahat oturuyorum.

Ilk gun

1 Nisan Çarşamba-yurttaki ilk gün

O kadar güzel başlayacaktım ki yazıya...O kadar mutluydum ki..
Yurtta aldığım haber -argo için kusura bakmayın- moralimin içine sıçtı!
Yurtta internet yok!
ya bu nasıl olur,bizim kıçıkırık yurtlarımızda bile odalarda wireless varken burdaki bir yurtta nasıl internet olmaz?Delireceğim.

İşin kötüsü burda yapılan her konuşma bana da girdiği için ve mesajlar bilmemkaç kontor olunca kontörüm bitti ve hiçkimseyi arayamıyorum!
Annemi arayıp istedim çünkü bir problemim vardı (aşağıda anlatacağım) onu çözmem için buddyme mesaj göndermem gerekiyordu.Annem kontör gönderdi ve problemi çözdük fakat bu sefer çağrı bile yapamıyorum!Annem babam arasa bile ulaşamazlar çünkü bende kontör yok!
Meraktan ölürler çünkü başka hiçbir yolları yok bana ulaşabilecek.
Yurt ormanın,bildiğin ormanın içinde.
Bisiklete binemiyorum ve ulaşım yoğun olarak bisikletle.
Başıma bir iş mi geldi,kafamı gözümü mü kırdım meraktan delirirler.

Dediğim gibi net de olmadığı için ulaşamıyorum delireceğim!!
Görevli biri diyeyim artık,onun odamın karşısında oturduğunu öğrendim.Kapısını çaldım dedim böyle böyle,acil biriyle konuşmam veya mesaj yazmam lazım.Kullanabileceğim telefon var mı?Evet ama kartlı dedi,e kartım yok..Neyse bir şekilde kouştuk anlaştık adamın odasındaki bilgisayarında onun MSNini kapatıp kendiminkini açtım.Annem online oldu şansıma,yazdım durum böyle böyle diye.En azından babama da haber verir,böylece ikisi de delirmez meraktan.

Bahsettiğim problemimi anlatayım kısaca.
Ben bisiklete iyi binemiyorum,hatta dürüst olmak gerekirse kötü biniyorum.Yıllardır da binmiyorum zaten,en son 8 yaşında mı 9 yaşında mı ne binmiştim.
Buna karşın kendime güveniyordum.Bir ayak aşağıda,birini pedala koy,hafif kendini it ileri,diğerini pedala koy çevir şeklinde teorik bilgim mevcuttu.Fakat ben böyle teorinin -yine kusura bakmayın sinirliyim zira- içine sıçayım!
İlk aldığım bisiklet büyük geldi,üstünde duramadım bile.
İkincisinin boyu tamam,hatta inanmazsınız ama kaldırıma çıkmadan önce 1 metre kadar gittim hatta kaldırıma çıktığımda bile üstünde durabildim.Fakat freni yok yaaa!Ben frenli bisiklete zor biniyorum anasını satayım...Hadi bir şekilde ayağımı koydum durdum diyelim,gideceğim yolda araba da geçiyor...Direksiyonu nereye kıracağımı ben bile bilmiyorum kırmadan önce,ben neyime güvenip arabaların yanında gideyim bisikletle?İkincisi yol orman yolu ve eğimli.Koy bisikleti kendi gitsin yani.Ben hayatta duramam orda,girerim ağacın birine!
Stefanie'ye mesaj attım.Dedim ben binemiyorum,nasıl gidebilirim okula?Otobüsle gidebilirmişim,artık öyle yapacağım.Yoksa kafamı gözümü kıracağım bu gidişle...

Gelelim diğer konulara...
2 gündür burdayım ve şu ana kadar gördüklerimden memnun kaldım.
Sokakta herkes İngilizce biliyor ve yardımseverler,kime ne sorsak anında detaylı şekilde yardım geldi hatta elimizde harita gören kadının biri kendiliğinden yardım edebilir miyim diye sordu.
Biz Türkler gerçekten her yerdeyiz!Kaç tane Türk'e rastladık hatta yol sorduk bilemezsiniz.
En son bugün Dam Meydanı'nda tek başıma dolanırken yanımdan geçen 2 adamdan biri diğerine,"şu kızın fotoğrafını çeksek mi?" dedi elimde makina olduğu için.Türkçe dedi :) Dönüp "yok teşekkürler sağolun" dedim.Adamın surat şok şok şok :) Biraz ilerlediğimde yanındakine "Türkçe söyledi..Türk'e hiç benzemiyor ama" dedi :)
Amsterdam'ın bir kısmını gezip gördükten sonra çok rahat bir şekilde diyebilirim ki güzel bir yer ve ulaşımı kolay..Hani şunu diyebilirim ki "evet ben Amsterdam'ı az çok biliyorum".Şehrin hemen her yerinde tramvay hatları var ve gideceğin yere nasıl gideceğini herhangi bir Hollandalı'ya sor öğren.Öyle bir memleket,öyle bir halk...Sevdim bu Hollandalıları..
Hatta genel anlamda cennet burası diyebilirim!İtalyanlara İspanyollara gerek kalmadı desem yeterli olur sanırım :)
Haftasonlarımı sanırım Amsterdam'da geçireceğim.
Dün Dam Meydanı'ı ve civarını gezdik,yaklaşık 3,5-4 saatlik bir yürüyüş yaptık.Bugün ise Artis Zoo'yu gezdik,ben tek başıma Madame Tussaud'yu gezdim.Tek başına,Madame Tussaud gibi bir yeri gezmek zor oluyor çünkü foto çekecek kimse yok."Affedersiniz,bir fotoğraf çekebilir misiniz?" demekten yoruldum valla :) Ama -yine- herkes çok yardımcıydı,"bu güzel oldu" deyip 2 farklı şekilde çekenler mi istersin,"karanlık oldu bir daha çekiyorum" diyenler mi,çektikten sonra "başka çekmemi ister misiniz" diyenler mi..Sevdim valla bu Hollandalıları..Bir de yurtta net olsa her şey süper olurdu.

Oda arkadaşımla tanıştım.
Macar bir kız,daha pek vakit geçiremedik.Ben yerleştikten sonra beni ortak odaya çağırdı.Onlar 9 Macar oldukları için devamlı beraber takılıyorlar.9 Macar,2 Romanyalı ve 1 Endonezyalı var.Bu arada benden başka bir Türk daha var,yine bizim okuldan.İyi oldu.
Macarlar hakkında pek bir şey söyleyemeceğim,evet knoştuk oturduk ettik ama çok kendi gruplarına dönükler.

Şu ulaşım sorununu da başarılı bir şekilde çözersem rahatlayacağım.

30 Mart 2009 Pazartesi

Yolculuk yarın

Yarın gidiyorum yaa..
Püff..
Bakalım neler olacak?

Hayatımda ilk defa yurtta kalacağım.
2 kişilik oda mı tek kişilik mi onu bile bilmiyorum,ay nolur tek kişilik olsun Tanrımmm...

Yurtta yemekhane mi var yoksa mutfak mı o bile belli değil yahu!
Mutfak varsa artık Türk mutfağının en iyi yemeklerini yapıp ülkemizi tanıtırım :P Laptopın üzerinde mantı açan bir tip olurmuşum :D
Yemek yapmayı sevdiğim için sorun olmaz..Zaten öyle bir durumda mutfak şaheserleri yaratmaktansa karnımı doyurmayı hedefleyeceğim için hallederim.

Yarın öğlen saatlerinde Amsterdam'a varmış olacağım.
Yarınımı yurda giriş ve Ede'de dolaşmayla geçiririm diye düşünüyorum.
Çarşamba ise kendimi Amsterdam'a atma ve öncelikle Madame Tussaud sonra Artis Zoo'yu gezme planlarım var.
Perşembe introduction meeting ile birlikte dersler başlar zannımca.
O yüzden cumartesiye kadar Ede'de kalıp cumartesi-pazar Amsterdam'da müze gezmeye devam ederim herhalde.Gezeceğim müzeler arasında Historical Museum ve Anne Frankhuis var.

Şaka maka gidiyorum ya...

28 Mart 2009 Cumartesi

3 days to go

Gitmeme üç gün kaldı.

Bir şey hakkında çok hazırlık yaparsam gerçekleşmeyebileceğini düşünüyorum..Bu nedenle blogu önceden açmama rağmen ilk yazımı gitmeme 3 gün kala yazıyorum.

Heyecan var mı,var :) Neler yaşayacağımı bilmiyorum,önümü göremiyorum,bu nedenle tabii ki çok doğal bir heyecanım var...Korku var mı?Hayır...Halledebilirim,yapabilirim.İngilizcem iyi,çekingen bir insan değilim..Kesinlikle bir korkum yok,sadece heves ve heyecan var.

Şimdi olayı bilmeyenler için kısaca özetleyeyim durumu.

Halkla ilişkiler 3. sınıf öğrencisiyim ve Erasmus programıyla Hollanda'ya gidiyorum.

Kısaca anlatmam gerekirse okullar arası işbirliği ile,gitmeye hak kazanan öğrenciler başka ülkelerdeki üniversitelere gönderiliyorlar ve burada bir dönem okuyorlar.Döndükten sonra orda okudukları dersleri burada saydırıyorlar ve bir sonraki dönemden devam ediyorlar.

İşte ben de bu program dahilinde,bir dönem okumak için Hollanda'ya gidiyorum.

Şimdi step-by-step yaptıklarımı anlatayım.
Öncelikle okuldaki Erasmus koordinatörüne başvurumu yaptım.
Daha sonra belirtilen tarihte dil sınavına girdim.
--Dil sınavı her okulda farklı bildiğim kadarıyla.Bizim okulda 100 soruluk bir sınav.Boşluk doldurmalar (kimi zaman bir kelime kimi zaman cümlenin yarısı),tercüme soruları ve paragraf soruları var.

Tercüme soruları şu şekilde:
Yukarda bir cümle veriyor,Türkçe veya İngilizce.
Altta soru var:"Aşağıdaki cümlelerin hangisi verilen cümlenin en yakın tercümesidir?"

Paragraf soruları ise birkaç şekilde olabiliyor:
Bir paragraf verip,bu paragrafta anlatılmak istenilen nedir diyebiliyor.
Paragraf verip,hangisi konusu değildir/hangisi anlatılmaz diyebiliyor.
Paragraf verip,aşağıdaki 4 soruyu metne göre cevaplayın,diyebiliyor.

Başka soru var mıydı,neydi,hatırlamıyorum.

Diğer okulların uygulamalarını bilmiyorum ama bizim okul dil sınavından en az 50 almayı şart koşuyor.
Sınav sonuçları açıklandıktan sonra mülakata çağrıldık.
Tek tek alındık kurul karşısına ve konuştuk.Neden gitmek istediğimizi,nereye gitmek istediğimizi anlattık,sordukları sorulara yanıt verdik.
Sonra sonuçların açıklanmasını bekledik.

Ben,istediğim gibi Avusturya-Viyana Üniversitesi'ne yerleştirildim.
Daha sonra eğitim dilinin Almanca olduğunu öğrendim..İngilizce sınavla yerleştirilmiştim!
"Gitmem" dedim."Dilini bile bilmediğim bir okulda nasıl ders alırım?"
"Hakkın yanabilir,başka bir yere gidemeyebilirsin" dediler.
"Seneye tekrar sınava girerim ama Viyana'ya gitmeyeceğim" dedim.
Hollanda'nın kontenjanının dolu olduğunu ama duruma göre bir öğrencinin başka bir okula gidebileceğini ve kontenjan açılabileceğini söylediler,beklemeye başladım.

Sonra bir gün telefon geldi.
Kurulun biz Erasmus öğrencilerine vereceği aylık hibelerin azaltıldığını dolayısıyla hibeli gidecek öğrencilerin 6 kişiye indirildiğini,benim de bu 6 kişiden biri olduğumu ve Hollanda'ya gidebileceğimi söyledilar. Bu 6 kişi not ortalamasına göre belirlenmiş.

Gitmeme 1-2 ay kala evrak işleri başladı.
Okula başvuru mektubu,okuldan gelen kabul mektubu,ders seçimleri,anlaşmalar vs derken koşturma başladı.
Benim bir avantajım ise yeşil pasaport sahibi olmam,bu nedenle vize almadım.
Şu anda evrak işlerimin Türkiye ayağı bitti.
Hollanda'da yapmam gereken birkaç şey kaldı sadece.

Bankada Euro hesabı açtırdım.Ek kredi kartı çıkarttık,yanımda olsun diye.

Hollanda ile ilgili genel araştırmalar yaptım.İklimi öğrendim,toplu taşıma araçlarını genel olarak öğrendim.Bisiklet ulaşımına baktım.Müze gezmeyi çok sevdiğim için gezilecek müzelere bakıp nerelere gitmek istediğime karar verdim...

Valizlerim hazır,pasaportum hazır,yurdu Hollanda'daki okul ayarladı...
Ben de hazırım.
Hadi hayırlısı :)

Uçuşum salı sabahı..Perşembe günüyse introduction meeting var,bakalım :)
Okul Erasmus öğrencilerine birer "buddy" ayarladı.International communication bağlamında okulun kendi öğrencilerine birer Erasmus öğrencisi ayarlıyorlar,bizimle ilgilenmeleri için.
Benim "buddymin" 2 köpeği varmış, süper, valla şanslıyım :) (Bilmeyenler için:Benim de 2 köpeğim var)

Bu gece ise arkadaşlarla "veda partim" var :)

Başlıkta dediğim gibi..
3 days to go :)