2 Nisan Perşembe-Yurttaki 2. gün
Sabah Stefanie diğer buddym Mirella ile birlikte geldi.Mirella çok şeker bir kız,onunla da iyi anlaştık,pek sevdim kendisini.
Okula otobüs olmadığını öğrendik.Bu nedenle sağolsun ikisi de benimle beraber yürüdü.Bisikletle yaklaşık 10 dakika,yürüyerek 20 dk.10 dakika için riske giremem valla,3 aylığına burdayım sağ salim döneyim.O yüzden sabah-akşam 20şer dakika yürüyüş beni bekliyor.Olsun,bisiklete bin(eme)mekten iyidir!Hem zorunlu spor olacak bana.
Sabah introduction meetingimiz vardı.Bütün Erasmus öğrencileri ve buddyleri toplandık,koordinatörler ve sorumlu hocalar geldi,kendilerini ve okudu tanıtırarak işleyişi anlattılar.Öğrenci kartlarımızı verdiler.Mirella'dan rica ettiğim üzere yurttaki internet işini sordu.Birkaç gün içinde bize yurtta internet sağlanacakmış.
Perşembe günü Rotterdam gezimiz var.
İlk dersimiz olan Dutch Language and Culture'a girdik,hoca konuları bölüştürdü.3erli gruplar olarak sunum yapacağız.Sınıftaki ülkeleri bölerek karma gruplar yaptı,benim grubumda Romanyalı bir kız ve Macar bir erkek var...
Sonra Communication Strategy başladı.Sabah erken kalktığım için bir de sıkıldığım için uykum geldi :) Onda da assignment var...1,maksimum 2 sayfalık bir yazı yazmamız lazım.
Ha bu arada meeting ve Dutch culture arasında okulu gezdirip bize okul restaurantında (öyle geçiyor) yemek ısmarladı yönetim :)
Serkan'la beraber gezip derslerde beraber oturduk.Herkesle İngilizce anlaşabilmemize karşın kendi dilini konuşmak ayrı...
Dutch Culture ve Communication Strategy arasında çok susadığım için Serkan'la kantine gittik..Okul büyük ve karmaşık,yol bulmak zor.Kantinde su,makinalarda satılıyor ve okul kartına yüklediğin parayla çekiliyor.E destur biz yeni geldik?!Orda bir kız buldum,öğrenci.Dedim ben Erasmus öğrencisiyim,bugün geldik okula.Su alacağım ama kartım boş,sen kartınla alsan ben sana versem parasını olur mu?Tabii ki dedi,aldı kartıyla suyu,ben ona verdim parasını.
Ders çıkışı Serkan,Mirella,Stefanie ve ben önce Wageningen'e gittik,bize ordaki yerel marketi gösterdiler (bir kere Stefanie'nin,devamında Mirella'nın bisikletinin arkasına oturarak gittim).Sonra Ede merkeze gittik.Banka kartımla hiçbir yerden para çekemediğimi fark ettim.Okulda da para harcamış olunca cebimde nakit olarak yaklaşık 20€ kaldığını fark ettim.
MediaMarkt'a gittik,kredi kartıyla Hollanda hattı aldım.Babamı aradım,onlar hala Amsterdam'da.Anlattım kısaca durumu,yarın Amsterdam'a gidiyorum.Yarın çözüyoruz bu durumu onunla.
Sonra yine Serkan,Mirella,Stefanie ve ben McDonalds'a gittik,yemek yedik.Yurda döndük.Mirella ve Stefanie bana hoşgeldin hediyesi almışlar,mahcup oldum ve sevindim.Gerçekten çok tatlı kızlar.Bugün bana hem okulda hem Ede'de çok çok yardımcı oldular.Onlar olmasa zorlanırdım.
Yurda geldikten sonra sırt çantama kimliklerimi,biber spreyimi,fotoğraf makinamı alarak ormana girdim.Yaklaşık 3-5 dakika yürüdüm içeri doğru fakat çok ıssızdı ve çok tedirgin oldum.Bu nedenle yurttan uzağa gitmedim.3-5 dklık yürüyüşle zaten bir açıklığa gelmiştim ormanın içinde.O yüzden orda fotoğraf çektim,zamanlayıcı sayesinde kendimi çektim ormanda ve etrafımı kollaya kollaya yurda döndüm.Bir daha yanımda biri olmadan ormana gitmem sanırım.Gerçekten orman ve çok ıssız.Zaten gece orman yoluna inmeyin diyorlar (merkezden yurda gelirken orman içinden gelmek lazım) çünkü hayvan olabiliyormuş,insan da olabiliyormuş.
Dönüşte alt kapıyı açarken arkamdan biri geldi,20-25 yaşlarında.Kapıyı tuttum,thank you dedi.Eyvallah baba dedim :P Demedim tabii,you're welcome dedim.Sonra ikinci kapıda geçtim (2 kapı var yurda girmek için),onu da tuttum (önde ben varım çünkü).Merdivenden beraber çıktık yukarı.Nerelisiniz dedim İngilizce,burda yaşıyorum dedi."Siz?" diye sordu.Turkey dedim.A Türk müsün dedi Türkçe.Pess dedim içimden."Evet,sen?" diye sordum.Ben İranlıyım ama burda yaşıyorum dedi.Erasmus öğrencisisin değil mi diye sordu,evet dedim.Türkçe'yi iyi konuşuyorsun dedim,İran Azerisiyim dedi.Bu arada benim kata gelmiştik (topu topu 2. kattayım bu arada).Oda numarasını söyledi,bir sorun olursa gel yardımcı olurum dedi.Durup dururken gitmem tabii odasına ama eğer bir sorun olursa hem Türkçe hem Hollandaca konuşan birinin üst katımda olması iyi oldu,yardım isterim.
Çoğu öğrenci kendini içkiye vermiş durumda :)
Common roomda çöpün etrafında boş şarap ve bira şişeleri var,1 de martini şişesi.Ben bile common roomda Endonezyalı arkadaşla otururken bir şişe birayı bitirdim.Bu yazıyı yazarken de bir yandan kraker kemirip bir yandan ikinci biramı içiyorum.
Ayağımda terliklerim (annemm iyi ki koymuşsun valize),üstüne eşofman üstüm,bir yanımda krakerim bir yanımda biram,bir yandan müzik açtım...Rahatım yerinde.Müziğe istediğim gibi eşlik ediyorum :)
Bu arada yazmış mıydım bilmiyorum ama sıcak suyumuz hala yok.Tek bizim odada böyle,kombide bir sorun var.Yarın bakacaklarmış.Bilgisayarını kullandıran adam sorumlu bu tip sorunlardan,kapısını çalıp ona sordum yine..Zannımca bir miktar da bira kokuyordum çünkü 2. şişeye başlamıştım :S
İngilizce konusuna gelince..
Her şeyi İngilizce hallediyoruz ama ben kendime şaşırıyorum.Çok çabuk adapte oldum İngilizce konuşmaya.Mirella ve Stefanie'yle bir İngilizce konuşuyorum bir konuşuyorum o kadar olur..Aferin bana valla...Communication Strategy'de not bile tuttum.Sanki anamın karnından İngilizce konuşarak doğdum.
Bugün de keyifli geçti.İngilizce konuşmaya bu kadar rahat alışacağımı sanmıyordum açıkçası ama aklıma gelen hemen her şeyi rahatça anlatabiliyorum.
Bugünlük de bu kadar efem.
İnternet bulduğum an bunları göndereceğim,o yüzden biraz birikti.Kusura bakmayın :)
Ah bu arada..Odamızda 3 kalorifer var.Önce odayı anlatmam lazım.
Kapıda girince hemen sağda tuvalet/banyo var.Kapıdan girip biraz gidince mutfak.Kapıdan girdikten sonra sağda ise,odanın iki ucunda birer yatak,ortada dolap,dolabın iki yanında 2 çalışma masası ve sandalye ile 4 raflı metal bir dolap var.Bu odanın yanında,duvarla ayrılmış küçük bir oda daha var,orda da 3. yatak var.Ben aslında orayı almıştım ama sadece valizlerim olduğu için nolduğunu anlayamamışlar ve oda arkadaşım orayı almış.Senin için sorun olur mu dedi.Tanışır tanışmaz hadi çık diyemeyeceğime göre hayır dedim.Ama 3. arkadaş gelmediği için ben de tek gibi kalıyorum ve benim olduğum yer daha ferah.Üstelik o odada kapalı dolap yok,sadece 4 raflı metal dolap var.Burdaki büyük kapalı dolaba tek başıma ben yerleştim.
Hah..Kaloriferlerin biri o küçük odada,ikisi benim olduğum odada.Benim başucumdaki devamlı açık,diğer yatağın ordakini odaya gelince açtım.İçersi sıcaklaşınca kapattım.Şimdi üstümde eşofman üstüyle gayet rahat oturuyorum.
6 Nisan 2009 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder